Pazarlama İpuçları, Gündem ve Daha Fazlası
AnalyticaHouse’un güçlü iş ortaklıklarından beslenen deneyimi ile güncel trendler, stratejik içgörüler ve sektörel derinlik içeren blog yazılarımızı keşfedin.
Client-Side Rendering (CSR) ve Server-Side Rendering (SSR) Nedir?
Javascript ile yazılmış siteleri arama motoru botlarının daha iyi anlaması, taraması ve dizine eklemesi için yapılan tüm çalışmalara Javascript SEO denir. Metin, görsel ve video içeriklerinin tam taranabilirliğini analiz etmek, SEO uzmanları için en önemli önceliktir. Javascript ile yazılan web sitelerinin artışıyla birlikte Javascript SEO çalışmaları da başlamıştır. Modern frontend kütüphaneleri (React JS, Vue JS, Angular JS, vb.) burada yeni bir çalışma alanının önünü açmıştır. Daha temelden bakacak olursak, bildiğimiz gibi web sayfaları 3 ana bölümden oluşur. 1. HTML – Web sitenizin iskeleti ve içerik alanı olarak düşünebiliriz. Tamamen HTML’den oluşan bir sayfa size bilgi verebilir ancak cazip bir tasarım sunmaz.2. CSS – HTML’e görsellik ve tasarım ekleyen CSS dosyalarıdır. CSS sayesinde alışık olduğumuz web sayfası tasarımına ulaşabiliriz.3. Javascript – Bir web sitesinde hareketli veya değişken alanları sağlayan programlama dilidir. Bir alanın üzerine geldiğinizde renginin değişmesi veya sayfayı aşağı kaydırdığınızda alt kısımda yeni içeriklerin yüklenmesi Javascript sayesinde gerçekleşir. Kullanıcının hareketine göre Javascript dosyaları arka planda çalıştırılır ve kullanıcıya gösterilecek son yapı hazırlanır. Yazılım tarafındaki gelişmelerle birlikte son zamanlarda web siteleri sadece JS ile kodlanmaya başladı. Kod satırları HTML içerisinde tek tek sunulmaz, doğrudan JS dosyaları üzerinden verilir. Peki, Google bu gelişmelere ne kadar uyum sağlayabildi?Google & Javascript İlişkisi Google son yıllarda Javascript sitelerini çok daha iyi anlamaya ve yorumlamaya başladı. Ancak doğrudan JS ile yazılmış siteleri taramak Google için çok maliyetlidir. Normal bir siteye kıyasla daha fazla zaman harcar ve sunucularını yorar. Peki Google bu maliyeti optimize etmek için ne yapıyor? Google, Javascript ile yazılmış sayfaları taramak için 2 aşamalı tarama yöntemini kullanır. İlk aşamada Googlebot sitenize girer, HTML ve CSS’i tarar ve dizine ekler. Burada Javascript dosyalarını da görür ancak bunları taramayı ve anlamayı 2. aşamaya bırakır. Bu arada, ilk aşamada kullanıcıya görünen kadarıyla sonuçları göstermeye başlar. Sitenizi kendi içinde 2. dalga tarama için sıraya alır. Bu işlem saatler veya günler sürebilir. Google, sitenizi değerine ve otoritesine göre önceliklendirerek sıraya koyar. 2. dalga geldiğinde ise Javascript dosyalarını da tarar ve dizine ekler. Böylece aslında sizin planladığınız son hali kullanıcıya göstermeye başlar. Javascript Google İçin Diğer Dillerden Nasıl Farklıdır? Kullandığımız tarayıcılar HTML, CSS ve JS’i render motorları aracılığıyla işler. Bu nedenle önce render edilmesi gerekir. PHP ve Python gibi diller, sunucu tarafında render edilen diller olarak öne çıkar. JS ile kodlanan Angular ve React gibi alternatifler ise hem Sunucu Tarafı Rendering (SSR) hem de İstemci Tarafı Rendering (CSR) yöntemleriyle render edilebilir. GoogleBot Javascript Siteleri Nasıl Taramaktadır? Javascript ile yazılmış sitelerin arama motoru botları tarafından doğru şekilde taranması ve dizine eklenmesi için 2 farklı yöntem vardır. İstemci Tarafı Rendering (CSR) (Dinamik Rendering dahil) Sunucu Tarafı Rendering (SSR) İstemci Tarafı Rendering (CSR) Kullanıcı veya arama motoru tarayıcısı sitenize istek gönderir. Sunucu isteği kabul eder ve yanıt döner. Tarayıcı, içerik ve beraberindeki JS dosyalarını indirir. Tarayıcı içeriği görüntülemek için JS dosyalarını çalıştırır. İçerik kullanıcılar ve botlar tarafından etkileşime açık hale gelir. CSR’ın Artıları ve Eksileri (+) İlk sayfa yüklemesinden sonra daha hızlı işlem (+) Sunucuya daha az yük bindirir (+) Zengin site etkileşimi sağlar (+) Hızlı site içi gezinme sağlar (her sayfa yüklemesinde yeniden indirilmeye gerek kalmadığı için daha az HTTP isteği) (-) İlk sayfanın daha yavaş yüklenmesi (birden fazla sayfa için gerekli varlıkların yüklenmesinden dolayı) (-) Düşük işlemcili cihazlarda geç yüklenme (-) İnternet bağlantısı zayıf olduğunda geç yüklenme (-) Doğru uygulanmazsa SEO’yu olumsuz etkiler. (Sayfa açılışında Javascript kodları çalışana kadar boş görünebilir) (-) Çok sık harici kütüphanelere ihtiyaç duyar CSR SEO Riskleri En modern teknolojilerle hazırladığınız sayfa Google için boş bir sayfa gibi görünebilir. Modern Javascript kütüphaneleriyle yazılmış bir siteniz varsa, Google’ın sitenizi nasıl gördüğünü Google Search Console’daki URL Denetleme aracındaki "Taranan Sayfayı Göster" butonuyla sık sık kontrol edin. Sayfanız hâlâ Google dizininde değilse, canlı URL üzerinden de test edebilirsiniz. Dinamik Rendering Dinamik Rendering, CSR ile oluşturulmuş sitelerin SEO uyumlu olması için kullanılan bir yöntemdir. Temel fark, GoogleBot’a ve kullanıcılara farklı render formatları sunmasında yatar. Sunucuya istek geldiğinde, bu isteğin GoogleBot tarafından mı yoksa kullanıcı tarafından mı yapıldığı anlaşılır. Eğer GoogleBot tarafından yapıldıysa, sunucu tarafında render edilen bir HTML yanıtı döner. Kullanıcılar ise sitenizi CSR olarak görmeye devam eder. Sunucu Tarafı Rendering (SSR) Kullanıcı veya arama motoru tarayıcısı sitenize istek gönderir. Sunucu isteği kabul eder, tüm HTML’i render eder ve yanıt döner. Tarayıcı oluşturulan HTML ve JS dosyalarını indirir. İçerik kullanıcılar ve botlar tarafından etkileşime açık hale gelir. SSR’ın Artıları ve Eksileri (+) Sayfaların daha hızlı yüklenmesini sağlayarak kullanıcı deneyimini iyileştirir. (+) SEO açısından avantajlıdır. (+) Statik içerik sunan siteler için çok daha ideal bir yapıdır. (+) Daha az JS bağımlılığı vardır. (+) Kullanıcının internet bağlantısı yavaş olduğunda da idealdir. (-) Sunucunun çok sayıda ziyaretçisi olduğunda veya site büyük olduğunda sayfa render süresinde ciddi yavaşlamalara yol açabilir. (TTFB zamanı etkilenebilir) (-) Her gezinmede tüm sayfanın yeniden yüklenmesi gerekir. (-) Daha yüksek performans için sunucu maliyetleri artacaktır.
10 Adımda Google İndeks (Dizin) Kontrolü Nasıl Yapılır?
İndeksleme; arama motoru botlarının taradıkları web sitelerinin ve web sayfalarının içeriğini analiz ederek dizine eklemesi sürecidir. Dizin işleminin bir sonraki adım olan sıralama (ranking) sürecinde, indekslenen bağlantının ilişkili olduğu sorguda listelenmesini sağlayan en önemli faktördür. Trafik hedefimiz bulunan web sayfalarımızın, daha yüksek sıralarda listelenerek trafik kazanabilmesi adına indekslenme sürecinin en verimli şekilde sonuçlanıyor olması en kritik adımlardandır. Dolayısıyla, indekslenme sorunları, doğruca ortalama konum ve trafik verilerinin kayıp yaşamasına sebep olabilir. Bu içerikte Google indeks (dizin) kontrolünün nasıl yapılacağına dair 10 ipucu paylaşacağız. 1. Google Search Console İle Tarama Durumu Takibi Search Console aracı ile erişebileceğiniz, Google mülkünüzün Tarama İstatistikleri Raporu sayesinde web sitenize gelen tarama isteklerini görüntüleyebilirsiniz. Bu rapor sayesinde tarama sürecinde arama motoru botları tarafından indirilen kaynakların (HTML, CSS & resim baytları) yoğunluğunu ve tarama isteğine sunucu taraflı dönülen ortalama yanıt süresini görüntüleyebilirsiniz. Böylece, herhangi bir tarama hatasının varlığını tespit edebilir ve indeks kontrolünün ilk adımını gerçekleştirebilirsiniz. Ayrıca, indeks kontrolleri kapsamında “On-Page Kaynakları Azaltıp, Yükleme Sürelerini Artırmak” maddesi için de bir önizleme sağlamış olursunuz. 2. Tarama HatalarıÇoğunlukla teknik gerekçeler nedeniyle web sitesinde bir tarama hatası durumu yaşanıyorsa bunu tespit ederek önlem almalısınız. Yaygın tarama hataları aşağıdaki nedenlerle yaşanabilir. Server (sunucu) & DNS hataları 404 hataları İndeks Kontrolünde Server (sunucu) Hatalarıİletilen isteğe yönelik web sitesi sunucusunun; timeout, connection refused/failed/timeout, no response hatalarını iletmesi durumudur. Sunucu hataları çoğunlukla geçici hatalardır fakat tarama istatistikleri raporunda belirgin bir sunucu sorunu göze çarpıyorsa ve özellikle trafik talep edilen sayfalarda bu sorun yaşanıyorsa gerekli önlemlerin alınması gerekir. İndeks Kontrolünde 404 HatalarıBir web sitesinde 404 hatalı sayfaların yoğunlukta olması web sitesinde tarama sorununa sebebiyet vererek indeks performansının zarar görmesine neden olabilir. 404 hatalarının web sitesinde yoğunluk göstermesi, arama motoru botlarının bulunmayan sayfalara erişerek tarama bütçesinin sekteye uğramasına neden olur. Bu sebep, dolaylı olarak da web sitesinin genel indekslenme performansına zarar verebilir. 3. Mobil Dostu Sayfa KontrolüGoogle, mobil cihazların yaygın olarak kullanılmasının ardından 2017 yılında duyurduğu Mobile First Indexing’i 2019 yılında canlıya aldı. MFI güncellemesinin hayatımıza dahil olmasıyla web sitelerinin indeksleme elde edebilmeleri adına, mobil uyumluluk şart oldu. Mobil uyumluluk; Responsive bir yapı, İçeriğe viewpoint meta etiketinin dahil edilmesi, CSS, JS gibi on-pahe kaynakların küçültülmesi, Görsellerin çözünürlüğe zarar vermeden sıkıştırılması, AMP önbelleği kullanılması gerekliliklerini getirdi. İndeskleme kontrolleri sağlayabilmek adına öncelikle Google tarafından sunulan Mobil Uyumluluk Test Aracı ile web sitenizin mobil uyumlu olduğundan emin olmalısınız. 4. Düzenli İçerik Paylaşımı & İçeriği Düzenli Olarak GüncellemekWeb sitesinde belli bir düzen içerisinde içerik paylaşımı sağlayarak ve var olan içeriklerinizi düzenli olarak güncelleyerek arama motoru botlarının sitenizi daha verimli indekslemesini sağlayabilirsiniz. Arama motoru botları çalışma mantığı tam olarak kullanıcıların ihtiyaçlarını pratik bir yöntem ile karşılamak ve sorgu niyetlerine yönelik en uygun sonucun listelenmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, düzenli olarak içerik paylaşmak web sitenizin arama motoru botlarına sürekli olarak geliştiği sinyalini iletirken, var olan içeriklerinizi düzenli olarak güncellemek ise Google’ın kullanıcılarına sunacağı aktif bilginin web sitenizde var olduğunu sinyaller. Bu sebeple, web sitenizin indeks kontrolünü gerçekleştirirken web sitenizin düzenli içerik paylaşımı ve içerik güncellemesi olmasını dikkate almalısınız. 5. Arama Motorlarına Güncel ve Dinamik Site Haritası GöndermekSite haritaları; arama motoru botlarına site yapısını anlatmak ve trafik talebimiz olan sayfaları sinyallemek konusunda, robots.txt dosyasından sonraki en önemli dosya türüdür. Google protokolüne uygun şekilde .xml formatında oluşturduğunuz site haritası sayesinde arama motoru botlarına web sitenizdeki taranma ve indekslenme talebiniz bulunan URL’leri sinyalleyebilirsiniz. İndeks kontrolleri çerçevesinde site haritalarınızın dinamik yapıda ve yalnızca 200 durum kodlu / indekslenebilir URL’lerinizin yer aldığından emin olmalısınız. 6. Site İçi Link İnşası OptimizasyonuEtkin bir site içi link inşası oluşturmak arama motoru botları tarafından sayfalarınızın keşfedilerek taranma performansınızın gelişmesine katkı sağlar. Site içerisinde, yeni oluşturduğunuz ve indekslenme talep ettiğiniz sayfaları ilgili olacakları en etkin alanlardan linklediğinizden emin olmasınız. Yeni oluşturduğunuz ve indekslenme talebimiz olan sayfaların crawl derinliğini azaltıp başlangıç URL’sine yaklaştırarak ilgili sayfaların taramada erken tespit edilip indekslenme performansına da verim katabilirsiniz. İndeks kontrolleri kapsamında, sayfalarınızın site içerisinde etkin ve manipülatif olmayacak şekilde linklendiğinden emin olmasınız.7. Backlink KazanımıWeb sitenizde yukarıdaki adımları sağlamış olmanıza rağmen URL’lerinizin taranmasına engel olan teknik bir hata söz konusuysa, indekslenme talebiniz olan bu sayfaya dış bağlantı (backlink) kazanabilirsiniz. Backlink kazanımı sayesinde, dış bağlantının (backlink’in) sahip olduğu DR otoritesi ve link juice backlink kazandığımız iç sayfamıza aktarılır. Böylece, sayfamız ile web dünyasında karşılaşan arama motoru botları, taramak için ilgili web sitesine ve sayfaya yönlenecektir. Son olarak, backlink kazandığınız bu sayfanın sahip olacağı link otoritesi sayesinde ilgili sayfanın daha hızlı bir şekilde taranmasını ve ardından indekslenmesini sağlayabilirsiniz.8. On-Page Kaynakları Azaltıp, Yükleme Sürelerini ArtırmakArama motoru botları, site tarama işlemine web sitesine HTML tarama isteği göndermesi ve elde edilen yanıt koduna göre sayfa kaynaklarının indirilip taranması ile başlar. Bu sebeple, tarama işleminin henüz başındayken arama motoru botlarını küçültülmemiş CSS dosyaları ve sıkıştırılmamış görseller ile karşılaştırmak tarama bütçesinin tükenmesine ve sitenin indeks performansına zarar verecektir. Web siteniz için indeks kontrolleri yaparken önbellekleme politikanızın olduğundan ve sayfa kaynaklarının (HTML, CSS & resim baytları) azaltılıp yükleme sürelerinin artırıldığından emin olmalısınız. 9. Taranmasını İstemediğiniz Sayfaları Taramaya KapatmakWeb sitenizdeki çeşitli varyasyonlar ile oluşabilecek parametre sayfaları ve yalnızca tek bir işlem gerçekleştirmenize sebep olan trafik talebiniz bulunmayan sayfaları taramaya kapattığınızdan emin olmalısınız.Bu durumda, tarama bütçesi optimizasyonu sağlayabilir ve arama motoru botlarının daha önemli sayfalarınızda daha uzun zaman geçirmesini sağlayarak verimli bir indeks performansına erişebilirsiniz.İndeksleme kontrolleri çerçevesinde trafik talebiniz bulunmayan sayfalarınızı taramaya kapatmak için; Noindex meta etiketi, Canonicalised, Robots.txt dosyası, gibi yardımcıları kullanabilirsiniz. 10. Duplicate İçerikleri ElemekArama motoru botlarını taklit eden SEO araçları sayesinde web sitenizde duplicate içeriğe sahip olan sayfaları tespit edebilirsiniz. Aynı içeriği farklı URL’ler ile sunduğunuz bu sayfalar, tarama bütçesi optimizasyonuna zarar vererek arama motoru botlarının sitenizde verimsiz zaman geçirmesine sebep olacaktır.Web sitenizde indeks kontrolleri yaparken, duplicate içeriğe sahip olan sayfalarınızı özgünleştirmenin yollarını bulmalısınız. Özgünleştiremeyeceğiniz duplicate içerikleri ise indekse kapattığınızdan emin olmalısınız. Böylece arama motoru botlarının sitenizde geçireceği zamanı etkin kılıp daha verimli bir indeks performansına ulaşabilirsiniz. Web sitenizde index kontrolleri sağlamaya ek olarak bu süreci verimli kılmak adına tarama bütçesi optimizasyonu ve Google index içeriklerimizi de göz atmanızı tavsiye ediyoruz!
Dijital Medya Planlamada Persona ve Funnel Oluşturmak
Dijital pazarlamada—özellikle de e-ticarette—potansiyel müşterileri tanımlamak ve onlara doğru zamanda, doğru yerde ulaşmak hayati önem taşır.Geleneksel pazarlamada, hedef müşterileri tanımlamanın ilk adımı persona oluşturmak ve her biri için bireysel stratejiler geliştirmektir. Ancak bu, rakiplerinizin önüne geçmek için yeterli değildir. Dijital pazarlamanın araçları, pazarlama dünyasına eşi benzeri görülmemiş düzeyde veri ve müşteri içgörüsü kazandırmıştır.Bu sınırsız pazarlama verisi denizi, daha incelikli personelar oluşturmayı ve bu segmentlere özel mikro düzeyde stratejiler geliştirmeyi gerekli kılmıştır. Şüphesiz ki günümüz pazarlama dünyasında önde gelen markalar, bu verileri en etkili şekilde yorumlayıp öğrendiklerini güçlü stratejilere dönüştürebilenlerdir.Verileri yorumlamanın ve strateji oluşturmanın anahtarı, verinin kaynağını anlamaktan geçer—başka bir deyişle, verinin toplandığı kullanıcıları tanımlamaktan. Aynı metriklerle farklı müşteri gruplarını karşılaştırmak ise çoğunlukla yapılan ilk ve en kritik hatadır.Basitçe söylemek gerekirse: strateji oluşturmak yaratıcılık gerektirirken, veriyi okumak sayısal ve analitik düşünmeyi gerektirir. Müşteriyi tanımlamak ise psikoloji, felsefe ve sosyoloji gibi sosyal bilimlerden yoğun şekilde yararlanan bir pazarlama alanıdır.1. Müşteriyi Tanımlamada İlk Adım: Persona OluşturmaBugün çeşitli yaklaşımlar olsa da, pazarlamada persona oluşturmanın yaygın olarak kabul gören yöntemi tüketim motivasyonuna dayanır. Personalar genellikle yaş ve cinsiyet gibi demografik detaylarla ilişkilendirildiğinden, bunlar genellikle ilk dikkate alınan unsurlar olur. Ancak bu bir hatadır.Potansiyel müşteriler öncelikle onları satın almaya yönlendiren motivasyonlara göre segmentlere ayrılmalıdır. Daha sonra bu personaların demografik özellikleri incelenebilir. Başka bir deyişle, demografi sebep değil, sonuçtur.İpucu: Oluşturduğunuz personelar çakışabilir veya birbirinin yerine geçebilir. Örneğin, kırtasiye ürünleri satan bir e-ticaret platformu yönettiğinizi düşünün. Üniversite mezunu, 30 yaşında beyaz yakalı bir erkek, şirketi için ürün satın alabilir, çocuğu okulda kullansın diye boya kalemi alabilir veya sadece resim yapmayı sevdiği için kişisel bir satın alma yapabilir.Bu üç farklı satın alma motivasyonu üç farklı strateji gerektirir. Dolayısıyla, tanımlanmış bir demografik grup birden fazla personayı (çakışma) içerebilir ve aynı kullanıcı aynı anda farklı personelara ait olabilir (yer değiştirilebilirlik).2. Müşteriyi Tanımlamada İkinci Adım: Funnel OluşturmaPersona tanımı, hedef müşterinizin genel ve statik bir profilini sunar. Ancak müşteriyle iletişiminiz, attığınız adımlara ve makro değişkenlere bağlı olarak sürekli değişir ve evrilir. Aynı persona içinde, sizi hiç tanımayan potansiyel müşterileriniz de olabilir, sık sık alışveriş yapan sadık müşterileriniz de.Tüketicilere farklı iletişim aşamalarında (marka bilinirliği) aynı reklamla (mesajla) veya aynı reklam kanalıyla ulaşmaya çalışmak, o personadan elde edeceğiniz verimliliği düşürür. Bu nedenle müşterilerinizle iletişim aşamalarını persona bazlı olarak tanımlamalı ve bunu bir funnel (kullanıcı hunisi) içinde yapılandırmalısınız.Pazarlamada genellikle standart funnel yapıları kullanılsa da, personaya dayalı dijital kullanıcı hunileri farkındalık, değerlendirme ve etkileşim gibi temel adımlardan daha karmaşıktır.En önemlisi, funnel adımlarını tanımlarken bunlara markayla iletişim yolculuğundaki konumlarına göre değil, kullanıcının mevcut durumuna göre isim vermek daha işlevseldir. Persona fark etmeksizin, her hedef müşteri aşağıdaki gruplardan birine girer:2.1. Yeni Kullanıcı EdinimiNot: Bu funnel adımındaki kullanıcılar, daha sonraki aşamalara ilerlemiş olanları içermez. Markanızı ve logonuzu sektör bağlamında tanıyan kullanıcılar. Ürününüzü/hizmetinizi rakiplerinden ayıran benzersiz özelliklere inanan ve bunları bilen kullanıcılar. Aktif olarak arayışta olmayan ancak yaklaşılması halinde arama aşamasına geçebilecek kullanıcılar. Aktif olarak ürün/hizmet arayışında olan kullanıcılar. Aktif arayış sırasında dijital satış kanalınızı en az bir kez ziyaret eden kullanıcılar. (Retargeting burada başlar ve sonraki adımlarda devam eder.) Platformunuzla ortalamanın üzerinde etkileşimde bulunan kullanıcılar (ör. üyelik, favori listesi). En az bir satın almayı tamamlamış kullanıcılar (yeni müşteriler). 2.2. Remarketing Son alışverişinden memnun kalmış eski müşteriler. Geçmişteki olumlu deneyimlerini hatırlatan eski müşteriler. Şu anda arayışta olmayan ancak yaklaşılması halinde (siz veya rakipleriniz tarafından) yeniden aktif hale gelebilecek eski müşteriler. Tekrar satın alma aşamasına girerlerse özellikle sizi seçebilecek eski müşteriler. Aktif arayış sırasında satış kanalınızı yakın zamanda yeniden ziyaret eden eski müşteriler. Tekrar satın alma yapan müşteriler (sadık müşteriler). 2.3. EtkileşimEtkileşim genellikle henüz satın alma yapmamış kullanıcılarla etkileşimi ve iletişimi güçlendirmek olarak tanımlansa da, mevcut sadık müşterilerin yaşam boyu değerini en üst düzeye çıkarmayı da kapsar.Not: Remarketing ve etkileşim çalışmaları, en az bir satın alma yapmış kullanıcılar için eş zamanlı olarak yürütülür. Etkileşimin asıl hedefi sadece tekrar satın alma değil, farklı müşteri değerleri oluşturmaktır. Son alışverişinden memnun kalmış eski müşteriler. Dijital veya sosyal ortamlarda olumlu deneyimlerini paylaşmış müşteriler. Başka bir markayı asla tercih etmeyeceğine karar vermiş müşteriler (lovemark). Sonraki adımlar, pazarlama ekibinizin marka vizyonuna bağlıdır. Medya planlama aşamasında, yukarıdaki yaklaşımı %100 doğrulukla uygulamak reklam platformlarının altyapı ve içerik-reklam modellerindeki sınırlamalar nedeniyle her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle reklam platformlarını seçerken, hedefleme ve veri yeteneklerini değerlendirmeniz ve funnel adımlarınızın nerede uygulanabilir olduğuna karar vermeniz en iyisidir.
SEO Başlık Düzeni Nedir? Heading Başlık Hiyerarşisi Nasıl Olmalı?
Arama motoru optimizasyonu (SEO) optimizasyon çalışmalarında sıklıkla karşılaşılan metriklerden bir tanesi de başlık (heading) düzeninin nasıl olması gerektiğiyle ilgilidir. SEO'yu hiç bilmeyen yahut bu alana yeni başlayan uzmanların anlamlandırmakta güçlük çektiği sorulardan bir tanesi SEO başlık düzeninin nasıl olması gerektiğidir. SEO uyumlu bir sayfa oluştururken, heading etiketleriyle sayfada yer alan başlıklandırmalar oldukça önemlidir. Sayfa içeriğini doğru yansıtmak, kullanıcıya ve arama motoru botlarına sayfada yer alan içerik partlarını ve odak başlıkları verebilmek için heading etiket tiplerinden yararlanılmaktadır. Peki heading başlık tipleri neden bu kadar önemli? Yazımızda sizler için bu bilgilere yer verdik!Heading/Başlık Etiketleri Nedir?Arama motoru botları, herhangi bir konuda sorgu/arama yapan kullanıcıya en doğru ve zengin ve içeriğe sahip web sitelerini göstermeyi hedeflemektedir. Ancak arama motoru botları, insan olmadıkları için belli bir algoritma kuralları çerçevesinde web sitelerini tarayarak, sayfaları anlamlandırmaya çalışır. Bu anlamlandırma işlemi sırasında bir takım metrikleri baz alarak sayfa içeriğinin ne hakkında olduğu ve neyi anlattığını öğrenmeye çalışırlar.İşte heading/başlık etiketleri de, arama motoru botlarının sayfayı anlamlandırmasına yardımcı olan oldukça önemli SEO metriklerinden bir tanesidir. Heading etiketleri genellikle "" kod blogu içerisinde yazılmakta ve hiyerarşik olarak 1'den 6'ya kadar ilerlemektedir.Neden Heading/Başlık Etiketleri Kullanmalıyız?Heading etiketleri, sayfa içeriğinin hem kullanıcı hem de arama motoru botları tarafından anlamlandırılmasını sağlayan vurgulayıcı metinlerdir. Varsayılan olarak boyut, kalınlık gibi stil yapıları diğer yazı metinlerinden farklı ve belirgindir. Arama motoru botları, web sayfalarını yorumlarken, sayfaların kullanıcının okuma ve gezinme düzenine uygun hazırlanmasını istemektedir. Zira kullanıcıların ihtiyaç duyduğu bilgiye, en verimli ve pratik şekilde ulaşmasını sağlayan web sitelerini sunmak, arama motorlarının da güvenililirlik ve prestijini artırmaktadır.Bu yüzden arama motorları, sayfa içeriklerinin akademik bir yapı ve hiyerarşide oluşturulmasını istemektedir. Heading etiketleri ise bu hiyerarşinin belirlenmesinde önemli rol oynamaktadır. Zira sayfa içerisinde hiyerarşik olarak eklenen heading/başlık etiketleri; "ana konu > alt konu > alt başlık ve açıklama" düzenini anlamlandırmakta ve arama yapan kullanıcıya bu başlık düzeni içerisindeki önem sırasına göre SERP'te site sonuçlarını listelemektedir.Heading etiketlerinin kullanımı, sadece arama motorlarının sayfayı anlamlandırmasını değil aynı zamanda web sayfasını ziyaret eden kullanıcıların da ihtiyaç duydukları başlık ve bilgi metinlerine kolaylıkla ulaşmasını sağlamaktadır. Bu yüzden heading/başlık etiketlerinin kullanımı, SEO uyumlu bir web sayfası oluşturmak için oldukça önemli metriklerdendir.Heading/Başlık Etiketleri Nelerdir?Başlık etiketlerinin 1'den 6'ya kadar farklı tip ve kullanım örnekleri mevcuttur. Bu başlık tipleri, aldıkları sayıya göre boyut ve biçim olarak daha büyük ve belirgin bir stilden daha normal ve küçük puntolu stile doğru değişiklik göstermektedir. Heading/başlık tipleri şunlardır: H1: Sayfanın ana başlığıdır. Her sayfada sadece 1 adet H1 etiketi bulunmalıdır. H1 etiketi, ilgili sayfanın hangi konu hakkında bilgi/içerik sunduğunu belirten ve sayfanın SERP'te görünür olması hedeflenen ana keyword/anahtar kelimesini yansıtır. H2: Sayfanın ana başlığı (H1)'ini destekleyen konu başlıklarıdır. H2 etiketleri, sayfa içeriğindeki üst başlıkları ifade etmektedir. H3: Sayfadaki üst başlıkları destekleyen alt başlıklardır. H2 etiketi altında, o etiketle alakalı başlık ve konuları belirtmek için kullanılır. H4, H5 ve H6: Sayfa içeriğinde ihtiyaç duyulması halinde alt başlıkları belirtmek için kullanılır. Örneğin H2 üst başlığının altında kullanılan H3 başlık ve metinlerini daha fazla alt başlığa bölmek gerekiyorsa H4, H5 ve H6 başlıklardan yararlanılabilir. Heading/Başlık Etiketlerinin Hiyerarşisi Nasıl Olmalı?Bir web sayfasında heading/başlık etiketleri kullanılacaksa bu etiketlerin mutlaka konu bütünlüğünü sağlayacak şekilde hiyerarşik olarak sayfaya eklenmesi gerekmektedir. Örneğin Dijital Pazarlama başlığıyla bir web sayfası içeriği oluşturuluyorsa ve bu içerik, alt başlık ve konulara sahipse; ilgili içeriğin heading/başlık hiyerarşisi şu şekilde olabilir:H1: Dijital Pazarlama H2: Dijital Pazarlama Nedir? H2: Neden Dijital Pazarlama? H2: Dijital Pazarlamanın Avantajları ve Dezavantajları H3: Dijital Pazarlamanın Avantajlar H3: Dijital Pazarlamanın Dezavantajları H2: Dijital Pazarlama Kursları H3: Dijital Pazarlama İçin Hangi Kursu Almalıyım? H4: Udemy Dijital Pazarlama KursuHeading/başlık hiyerarşisini oluştururken önemli olan; başlıkların konu bütünlüğünü koruması ve alt başlıkların mutlaka o konuyla alakalı üst başlıklardan sonra eklenmesidir. Örneğin Dijital Pazarlama Kursları başlığında bir H2 varken, Dijital Pazarlama İçin Hangi Kursu Almalıyım? başlığı, Dijital Pazarlama Kursları başlığının alt başlığı olmalıdır. Bu yüzden H3 etiketinde bu başlık eklenmekte ve Dijital Pazarlama Kursları H2 başlığından hemen sonra bu başlığa yer verilmelidir.Heading/Başlık Etiketleri Kullanımında Sık Yapılan HatalarBirçok web sitesi, içeriklerinde heading/başlık etiketi kullanımına yer verirken konu bütünlüğü ve başlık hiyerarşisinde hatalar yapmaktadır. Bu hatalar, arama motoru botlarının sayfayı anlamlandırması ve yorumlamasını zorlaştırırken aynı zamanda kullanıcıya estetik açıdan verimsiz bir içerik sunmaktadır. Heading/başlık etiketi kullanırken sık yapılan hatalar ise genellikle şunlardır:Tüm İçerik Başlıklarını H2 Etiketiyle EklemekGenellikle sahip olduğu stil ve puntodan dolayı web siteleri içerik başlıklarında sadece H2 kullanabilmektedir. Ancak bu oldukça hatalı bir yöntemdir. Zira başlıkların (H2,H3,H4 vs.) stil ve puntoları CSS yardımıyla düzenlenebilmekte ve istenilen boyut ve vurgulayıcı tonlara getirilebilmektedir. İçerikte yer alacak başlık etiketilerinin kullanılmasının temel sebebi stil ve biçimden ziyade arama motoru botlarının sayfa hiyerarşisini anlamlandırmasına yardımcı olmaktır. Bu yüzden tüm başlıkları H2 etiketleri içerisinde kullanmak oldukça hatalı bir yöntemdir.H1'den Sonra Metin Eklemeden H2 Başlık KullanmakBirçok web sitesinin yaptığı hatalardan bir tanesi ise; sayfada kullanılan H1 etiketini sadece kullanmış olmak için sayfaya eklemeleridir. Halbuki H1 etiketi, sayfa içeriğinin ana bir keywordde yansıtan en önemli başlık etiketidir diyebiliriz. Bu yüzden H1 etiketinden sonra mutlaka 100-150 kelimelik bir metin içeriğinin yer alması gerekmektedir. Bu metin içeriği sayfa özetine ve sayfanın ana konusuna yer vererek H1 başlık etiketini desteklemektedir. Ardından H2, H3 ve diğer alt başlıklara yer verilmelidir.Tüm Alt Başlıkları İçeriğin Sonunda VermekBazı web siteleri, başlık hiyerarşisini yanlış anlamakta ve sayfa içerisinde önce H1 ardından tüm H2 başlıklar ve ardından tüm H3 başlıkları eklemektedir. Buradaki hiyerarşi yazının ve başlıkların konu bütünlüğüyle ilgilidir. Bu yüzden sayfada başlık tiplerini sırasıyla kullanmak yanlış bir hiyerarşidir. Doğru olan başlık kullanım yapısı ise yukarıda örneğini verdiğimiz gibi Üst Başlık > Varsa Üst Başlığı İlgilendiren Alt Başlık şeklinde olmalıdır. Yani sayfada H2 ardından H3 kullandıktan sonra eğer kullanılan H2 ve H3 başlığını ilgilendirmeyen farklı bir üst başlık eklenecekse yeniden H2 etiketiyle sayfaya eklenmelidir.Sayfadaki Sabit Alanlarda Heading Etiketi KullanmakGenellikle sahip olduğu biçim ve punto nedeniyle sayfalardaki pek çok sabit alanda heading başlıkları kullanılmaktadır. Örneğin headerda yer alana menü linklerinde, sosyal medya linklerinde veya footerda yer alan link ve kategori sidebarlarındaki linklemelerde heading/başlık işaretlemelerinin kullanılması, sayfa içeriğinin anlamlandırmasını bozan bir yöntemdir. Zira heading etiketleri, sayfa içeriğinin başlık hiyerarşisini ve konu bütünlüğünü sağlamak için kullanılır. Bu yüzden sayfalarda yer alan sabit alan ve linkler için heading yerine span işaretlemesi kullanılarak CSS yardımıyla biçim ve puntoları düzenlenebilmektedir.H1 Etiketini CSS Yardımıyla GizlemekBirçok web sitesinde, sahip olduğu punto ve biçimden dolayı H1 etiketi kullanılmak istenmez. Çünkü H1 etiketi sayfadaki en büyük ve belirgin fonta sahip etikettir. Bu durumda web siteleri, sayfada H1 kullanmış olmak için ekledikleri H1 etiketini CSS yardımıyla display:none veya visibility:hidden yaparak kullanıcıya gizlerler. Ancak bu yöntem eski ve hiçbir fayda sağlamayan yöntemdir. Zira arama motoru botları, sayfada görünürlüğü gizlenen metin ve başlıkları anlamlandırabilmektedir. O yüzden sayfaya eklenen H1, CSS yardımıyla gizlendiğinde ve kullanıcıya gösterilmediğinde, arama motoru botları için de görünmez kabul edilir ve sağlaması gereken faydayı sağlayamaz. Sayfaya eklenen H1 etiketini CSS yardımıyla gizlemek yerine aynı CSS kod satırında H1 etiketinin boyut ve biçimi düzenlenerek sayfa estetiğine uyumlu hale gelmesi sağlanabilmektedir.
GTM Element Visibility ile Sanal Sayfa Entegrasyonu Nasıl Yapılır
Bu blog yazısında, yukarıdaki sorunun yanıtlarını bulacak, ayrıca Sanal Sayfa'nın ne olduğuna, avantaj ve dezavantajlarına ve GTM Öğe Görünürlüğü ile entegre ederek geliştirici desteği olmadan bu süreci nasıl yönetebileceğinize dair ayrıntılı bilgiler edineceksiniz.Sayfa URL'sinin değişmediği ancak içeriğin değiştiği durumlarda, bazen ek sayfa takibi ve daha ayrıntılı analizlere ihtiyacınız olabilir. Bu gibi senaryolarda derinlemesine huni analizi yapmak için, bu tanımların ne anlama geldiğini ve GTM Öğe Görünürlüğü'nü kullanarak geliştirici yardımı olmadan bunları nasıl uygulayabileceğinizi inceleyelim.Sanal Sayfa (Tek Sayfa Uygulaması) Nedir?Sitenizin daha hızlı çalışmasına yardımcı olan Sanal Sayfa veya SPA (Tek Sayfa Uygulaması), sunucudan yeni sayfaların tamamını yüklemek yerine mevcut sayfayı dinamik olarak yeniden yazarak kullanıcıyla etkileşime giren bir web uygulaması türüdür.Bir SPA'da, tüm kaynak kodu site açıldığında bir kerede yüklenir ve yeni sayfalar önceden yüklenmiş kodu kullanarak ön uç komut dosyalarını çalıştırarak görüntülenir. Buradaki avantaj, kullanıcılar farklı bir sayfaya geçtiğinde, kodun yeniden yüklenmesini beklemek zorunda kalmamalarıdır. Kısacası, Sanal Sayfalar site hızını artırır ve kullanıcı deneyimini iyileştirir.Örneğin, bir e-ticaret web sitesine göz attığınızı ve çeşitli ürünler açtığınızı düşünün. Geleneksel bir yapıda, her ürün tıklaması sunucuya yeni bir istek gönderir ve bu da tüm sayfanın yeniden yüklenmesine neden olur. Bu iyi gibi görünse de, yoğun trafik dönemlerinde sitenizi önemli ölçüde yavaşlatabilir.Bir SPA senaryosunda, tüm kaynak kodu önceden yüklendiği için, kullanıcı eylemleri mevcut kod aracılığıyla yönetilir ve sayfa hızı etkilenmez. Bir sayfa tıklandığında değişir, ancak yeniden yüklenmez.Ancak, hız avantajlarının yanı sıra, SPA'lar siteniz üzerinde olumsuz etkilere de sahip olabilir. Bir sorun, sahte yönlendirici (rogue referrer) olarak bilinen bozuk kaynak takibidir. Kullanıcılarınızın nereden geldiğini ve ne kadar kaldığını gösteren yönlendirici verileri SPA'larda kesintiye uğrayabilir.Ek olarak, SPA uygulamaları SEO için de dezavantajlar yaratabilir. SPA'lar tek bir sayfa olarak görüldüğünden, arama motorları tarafından doğru bir şekilde dizinlenmesini engelleyebilir ve sayfa sıralamanızı düşürebilir.SPA'nın (Tek Sayfa Uygulaması) Avantajları: Hız / Performans: Belirtildiği gibi, SPA'lar tüm sayfayı yeniden yüklemeden içeriği dinamik olarak günceller, bu da kullanıcıların site içinde hızlı bir şekilde işlem yapmasına olanak tanır. UX (Kullanıcı Deneyimi): SPA'lar, gezinme sırasında kesintileri önleyerek mobil uygulamalara benzer bir deneyim sunar, akıcı ve pratik bir deneyim sağlar. Önbelleğe Alma (Caching): SPA'lar daha hızlı önbelleğe almayı sağlar, yerel verilerin ve bağlantı akışının etkili bir şekilde kullanılmasını mümkün kılar - hatta internet sorunları sırasında bile - sürekli kullanılabilirlik sağlar. SPA'nın (Tek Sayfa Uygulaması) Dezavantajları: Sahte Yönlendirici (Rogue Referrer): Kaynak takibi kesintiye uğrayabilir, kullanıcıların nereden geldiğini tespit etmeyi zorlaştırır, bu da ayrıntılı huni analizini engeller. SEO: SPA'lar tek bir sayfa olarak göründüğünden, sitenizin doğru bir şekilde dizinlenmesini engelleyebilir, arama motoru sıralamalarını etkileyebilir. GTM'deki “Tüm Sayfalar” tetikleyicisi, tam sayfa yüklemelerinde tetiklenir, bu nedenle Sanal Sayfalarda çalışmaz. Bu durum, ayrıntılı huni analizinin gerektiği durumlarda bir sınırlama haline gelir.Bunu çözmek için, öncelikle sitenizde Sanal Sayfaların nerede kullanıldığını belirleyin, ardından GTM Öğe Görünürlüğü kullanılarak entegrasyonun nasıl yapıldığını görün.Sanal Sayfaların Kullanıldığı Alanlar Sanal Sepet Sayfaları: Bunlar, yeni bir sayfaya yönlendirmeden sepeti/özeti gösteren yan panellerdir. Potansiyel Müşteri Oluşturma Sayfaları: Genellikle SMS veya onay pop-up'larında kullanılır. Sanal Sayfa Kullanımının Yaygın Örnekleri: Gmail Facebook Twitter Google Drive Google Maps Netflix Sanal Sayfa Nasıl Entegre Edilir?İlk yöntem, geliştirici desteğiyle - ya doğal olarak ya da GTM aracılığıyla - olayları göndermektir. Bu kolay gibi görünse de, geliştiricilere güvenmek işleri yavaşlatabilir veya sorunlar1 durumunda hızlı müdahaleyi engelleyebilir.Burada ele alınan ikinci yöntem, GTM Öğe Görünürlüğü'nü kullanmaktır. Bu, geliştirici katılımı olmadan hızlı uygulama sağlar ve ayrıntılı huni takibini destekler.GTM Öğe Görünürlüğü ile Sanal Sayfa EntegrasyonuSanal sepet ve potansiyel müşteri oluşturma örnekleri için GTM'yi kullanacağız. Web sitenizde GTM yüklü olmalıdır. Ardından, Öğe Görünürlüğü tetikleyicisini yapılandırabilirsiniz. İlk olarak, bu tetikleyicinin nasıl çalıştığını anlayalım.GTM'de “Yeni Tetikleyici”yi seçtiğinizde, aşağıdaki ekranı göreceksiniz.“Tetikleyici Yapılandırması”na tıklamak, bir tetikleyici türü seçmenizi ister.“Öğe Görünürlüğü”nü seçtiğinizde, aşağıdaki ekran belirir:Öğe Görünürlüğü tetikleyicisi 3 şekilde tetiklenebilir: Sayfa başına bir kez: Tetikleyici, sayfa yüklemesi başına yalnızca bir kez tetiklenir - yinelenen isabetleri sınırlamak için idealdir. Öğe başına bir kez: Tetikleyici, her örnek için tetiklenir - bir kullanıcı bir pop-up'ı birden çok kez yeniden açarsa kullanışlıdır. Bir öğe ekranda her göründüğünde: Tetikleyici, öğe belirtilen görünürlük eşiğine göre her göründüğünde tetiklenir. Görünür yüzde, öğenin ne kadarının görünür olduğunu tanımlarken, minimum görünür yüzde tetikleyici için eşiktir. Varsayılan %50'dir.Ekrandaki minimum süre ile, tetiklenmeden önce minimum bir süre (örneğin, 1000 ms) de ayarlayabilirsiniz.Öğe, sayfa yüklendikten sonra yüklenirse, doğru bir şekilde algılanması için DOM değişikliklerini gözlemle seçeneğini kullanın.Sanal Sepet Sayfaları için GTM Öğe GörünürlüğüTarayıcı denetleme araçlarını (Denetle > Öğeler) kullanarak hedef öğenizi seçin.En minimal ve kararlı seçiciyi kullanın - örneğin:document.querySelector("box-flex. cart-summary")... Öğenin sayfada yalnızca bir kez var olduğunu doğrulayın:document.querySelector("box-flex. cart-summary")Tetikleyici ayarlandıktan sonra, etiket yapılandırmasına geçin. Verileri bir sayfa görüntülemesi olarak göndermek için, GA'da yapılandırın ve Diğer Ayarlar > Ayarlanacak Alan aracılığıyla varsayılan sayfa URL'sini geçersiz kılın, sayfa adı ve başlık alanlarını özelleştirin.Potansiyel Müşteri Oluşturma Sayfaları için GTM Öğe GörünürlüğüBazı durumlarda, SMS onayı yeni sayfalar yerine pop-up'lar aracılığıyla gösterilir. Bunları izlemeden, kullanıcıların SMS hunisinden ne zaman çıktığını bilmek zordur.SMS modallarını Öğe Görünürlüğü ile izleyerek, GA'ya sanal sayfa görüntülemeleri gönderebilir ve ayrıntılı içgörüler elde edebilirsiniz.Bu örneklerle, sanal sepet sayfaları veya potansiyel müşteri oluşturma pop-up'ları kullanan markalar, geliştirici desteği olmadan GTM Öğe Görünürlüğü'nü kullanarak Sanal Sayfa Entegrasyonu gerçekleştirebilir, bu da daha doğru performans ölçümü ve analizi sağlar.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…