AnalyticaHouse

Pazarlama İpuçları, Gündem ve Daha Fazlası

AnalyticaHouse’un güçlü iş ortaklıklarından beslenen deneyimi ile güncel trendler, stratejik içgörüler ve sektörel derinlik içeren blog yazılarımızı keşfedin.

Veri Odaklı Black Friday: Satışları Artıran Stratejiler ve Araçlar
Eki 27, 2025 0 reads

Veri Odaklı Black Friday: Satışları Artıran Stratejiler ve Araçlar

Veri odaklı Black Friday stratejileri, e-ticaret sitelerinin satışlarını artırmada en önemli anahtar haline geldi. Yalnızca indirimlere odaklanmak yerine kullanıcı davranışlarını anlamak ve doğru araçları kullanmak başarıyı belirliyor. Bu yaklaşım sayesinde markalar, müşteri yolculuğunu daha iyi takip edebilir, kişiselleştirilmiş kampanyalar oluşturabilir ve rekabette öne geçebilir. Doğru verilerle desteklenen planlamalar, hem gelirleri hem de müşteri memnuniyetini maksimize eder.📌 Black Friday’de Veri Odaklı Yaklaşımın ÖnemiBlack Friday döneminde markalar genellikle yüksek indirimlerle öne çıkmaya çalışır. Ancak günümüzde yalnızca indirimler yeterli değildir. E-ticaret müşterileri satın alma kararlarını verirken çok sayıda faktörü değerlendirir: ürün çeşitliliği, kullanıcı deneyimi, stok yönetimi, teslimat süresi ve güvenli ödeme yöntemleri gibi. Bu nedenle markaların müşterilerinin alışveriş alışkanlıklarını anlamaları kritik önem taşır.Örneğin Google’ın yaptığı bir araştırmaya göre bu dönemde MENA bölgesindeki alışveriş yapanların arama ilgisi yıllık bazda %36 artış gösteriyor. Bu da Black Friday’in artık sadece bir indirim dönemi değil, dikkatle yönetilmesi gereken bir rekabet alanı haline geldiğini gösteriyor. Veriye dayalı içerik ve reklam stratejileri, satın alma kararlarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.Ayrıca veri odaklı yaklaşım, hangi ürünlerin hangi demografik gruplar tarafından tercih edildiğini görmeyi kolaylaştırır. Örneğin 18-24 yaş grubu daha çok elektronik aksesuar indirimlerine yönelirken, 30-40 yaş grubu ev tekstili ve dekorasyonda fırsat arıyor olabilir. Bu tür segmentasyon analizleri, reklam bütçesinin doğru kitleye yönlendirilmesini sağlar. Sadece bu bile %20’ye kadar daha yüksek dönüşüm oranı elde edilmesine yardımcı olur.🔍 E-Ticaret Alışveriş Davranışlarını Analiz EtmekBlack Friday’de satış artırmanın en kritik adımlarından biri alışveriş davranışlarını analiz etmektir. Kullanıcıların site üzerinde hangi sayfalarda daha çok vakit geçirdiği, hangi ürünleri sepete eklediği ama satın almadığı ya da hangi reklam kampanyalarının tıklama getirdiği gibi veriler büyük önem taşır. Örneğin Google Analytics veya GA4 gibi araçlarla “sepete ekle” ile “satın alma” arasındaki dönüşüm farklarını görmek mümkündür. Bu fark genellikle %30-40 seviyelerindedir. Doğru analiz ile bu boşluğu kapatmak, satışları önemli ölçüde artırır.Buna ek olarak, heatmap araçları (Hotjar, Microsoft Clarity vb.) kullanıcıların site üzerinde en çok hangi alanlara tıkladığını görmeye yardımcı olur. Eğer kullanıcıların %70’i ürün sayfasında yorum bölümüne tıklıyorsa, bu alanda daha fazla görsel yorum veya kullanıcı videosu sunmak satın alma kararlarını hızlandırabilir. Bu sayede sadece davranışsal veriyi okumakla kalmaz, aynı zamanda kullanıcı deneyimini güçlendirerek satışları artırabilirsiniz.📊 Black Friday Satışlarında Kullanılacak Veri KaynaklarıBaşarılı bir Black Friday kampanyası için yalnızca tek bir kaynağa dayalı analiz yeterli olmaz. Markaların hem site içi hem de site dışı verileri birlikte değerlendirmesi gerekir. Site içi veriler arasında Google Analytics veya GA4 üzerinden gelen trafik ve dönüşüm analizleri, CRM sistemlerinde tutulan müşteri davranışları ve stok yönetim sistemlerinden elde edilen ürün hareketleri öne çıkar. Bu veriler sayesinde hangi ürünlerin daha çok ilgi gördüğü, hangi müşteri segmentlerinin tekrar alışveriş yaptığı ve hangi noktalarda kullanıcıların alışverişten vazgeçtiği kolayca tespit edilebilir.Site dışı veriler ise trendleri yakalamak ve rakipleri doğru konumlandırmak açısından önemlidir. Örneğin Google Trends, belirli ürün kategorilerine yönelik arama ilgisinin hangi dönemlerde yükseldiğini gösterebilir. Sosyal medya etkileşim verileri, tüketicilerin hangi kampanyalara daha çok ilgi gösterdiğini ortaya koyarken, rakip fiyat analiz araçları pazarın genel fiyat seviyesini görmeye yardımcı olur. Bu verilerin hepsini bir arada kullanmak, yalnızca kısa vadeli satış artışı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda uzun vadeli müşteri sadakati oluşturmak için de güçlü bir strateji sunar.🎯 Kişiselleştirilmiş Black Friday KampanyalarıBlack Friday döneminde başarılı olmanın en etkili yollarından biri kampanyaları kişiselleştirmektir. Müşterilerin geçmiş alışveriş verileri, ilgilendiği ürün kategorileri ve sitede gezinme davranışları doğru analiz edildiğinde onlara özel teklifler sunmak mümkün hale gelir. Örneğin, son bir ayda spor ayakkabı kategorisine bakan bir kullanıcıya Black Friday’de tam da o ürünlere yönelik bir indirim maili göndermek, satın alma ihtimalini %40’a kadar artırabilir. Aynı şekilde, sepetinde ürün bırakmış bir kullanıcıya özel kupon kodu göndermek, kaybedilen satışların önemli bir kısmını geri kazandırır.Kişiselleştirme sadece e-posta ya da SMS ile sınırlı kalmamalıdır. Dinamik reklam modelleri, kullanıcının ilgilendiği ürünleri sosyal medya ya da Google Display ağında tekrar karşısına çıkarabilir. Ayrıca yapay zeka destekli öneri motorları, müşterilerin geçmiş tercihlerini analiz ederek onlara en uygun ürünleri listeleyebilir.💡 Reklam Bütçesini Doğru YönetmekBlack Friday döneminde reklam bütçeleri hızla tükenebilir, çünkü rekabet en yüksek seviyededir. Bu nedenle bütçe yönetimini veriye dayalı yapmak kritik önem taşır. Örneğin, geçmiş yıllardaki kampanya verileri incelendiğinde, tıklama başına maliyetin (CPC) Black Friday günü %60 oranında artabildiği görülür. Bu artışa hazırlıklı olmayan markalar, bütçelerini günün ilk saatlerinde tüketebilir. Bunun yerine, bütçeyi saatlik veya günlük limitler koyarak daha dengeli dağıtmak gerekir.Ayrıca kanal bazlı performans karşılaştırmaları yapılmalıdır. Google Ads, Meta, TikTok ve programatik kanalların dönüşüm oranları farklılık gösterebilir. Eğer Google Ads’deki alışveriş reklamları %5 dönüşüm sağlıyorsa, fakat Meta reklamları %2’de kalıyorsa, daha yüksek dönüşüm getiren kanala öncelik verilebilir. Bunun yanı sıra remarketing kampanyaları için ayrı bir bütçe ayırmak, sıcak kullanıcıları satın almaya yönlendirmede oldukça etkilidir.🤝 Black Friday Sonrası Müşteri SadakatiBlack Friday yalnızca kısa vadeli satışların artışı için bir fırsat değildir; aynı zamanda uzun vadeli müşteri kazanımı için de önemli bir dönemdir. Birçok marka, bu dönemde edindiği müşterileri sadece bir defalık alışveriş yapan kişiler olarak görür ve onları takip etmez. Oysa kampanya sonrasında doğru iletişim kurmak, müşterileri kalıcı hale getirmenin anahtarıdır.Örneğin, Black Friday’de alışveriş yapan müşterilere özel “teşekkür” e-postası göndermek ve sonraki alışverişlerde kullanılacak bir indirim kodu sunmak, tekrar satın alma ihtimalini %30 oranında artırır. Sadakat programları da bu süreçte etkili bir yöntemdir. Örneğin, Black Friday’de 500 TL üzeri alışveriş yapanlara sadakat puanı verilmesi, müşterinin sonraki kampanyalarda tekrar markayı tercih etmesini kolaylaştırır. Ayrıca sosyal medyada özel içeriklerle müşterilerle iletişimde kalmak, marka ile kullanıcı arasında duygusal bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Black Friday sonrası iletişim stratejileri, markaların uzun vadeli gelirlerini sürdürülebilir hale getirir.Black Friday dönemi, doğru stratejiler ve veriye dayalı kararlarla oldukça kazançlı geçebilir. Ancak başarıyı yakalamak için yalnızca indirim oranlarına değil, kullanıcı davranışlarını anlamaya ve doğru zamanda doğru adımları atmaya da odaklanmanız gerekir. Eğer siz de Black Friday’de daha etkili stratejiler geliştirmek ve veriye dayalı bir yaklaşım benimsemek istiyorsanız, bizimle iletişime geçebilirsiniz! ✨📩Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Veri odaklı Black Friday stratejisi nedir?Veri odaklı Black Friday stratejisi, kampanyaların yalnızca indirimlere değil; kullanıcı davranışları, trafik kaynakları, arama trendleri ve geçmiş satış verilerine dayandırılmasıdır. Bu yaklaşım sayesinde markalar, hangi ürünlerin daha çok talep gördüğünü, hangi kanalların daha yüksek dönüşüm sağladığını ve hangi müşteri segmentlerinin daha kârlı olduğunu tespit ederek bütçelerini en verimli şekilde kullanabilir.Black Friday’de hangi veri kaynakları en kritik rol oynar?Google Analytics/GA4, CRM verileri, Google Trends ve rakip fiyat analiz araçları bu dönemde en çok kullanılan veri kaynaklarıdır. Örneğin, GA4 üzerinden “sepete ekle – satın alma” farkını görebilir, Google Trends ile yükselen ürün kategorilerini takip edebilir ve CRM verileriyle tekrar alışveriş yapan müşterilere özel kampanyalar planlayabilirsiniz.Black Friday sonrası müşteri verileri nasıl değerlendirilmeli?Kampanya döneminde elde edilen veriler yalnızca satış performansını ölçmek için değil, uzun vadeli müşteri bağlılığı yaratmak için de kullanılmalıdır. Örneğin, kampanya sırasında alışveriş yapan müşterilere sadakat programı tanıtılabilir, tekrar alışveriş oranlarını artırmak için kişiselleştirilmiş e-postalar gönderilebilir. Böylece Black Friday yalnızca tek seferlik bir satış fırsatı olmaktan çıkar, kalıcı müşteri kazanımına dönüşür.

Finans Sektöründe TikTok ve Karşılaştırma Siteleri
Eki 27, 2025 0 reads

Finans Sektöründe TikTok ve Karşılaştırma Siteleri

Finans sektöründe alternatif kanalların sunduğu fırsatlar giderek artıyor, TikTok ve karşılaştırma siteleri gibi yenilikçi araçlar sayesinde finansal kurumlar kitlelere daha hızlı ve etkili erişebiliyor, bu makalede bu iki kanalın yükselişi, avantajları, zorlukları ve karşılaştırması detaylıca ele alınacaktır.Finans Sektöründe Alternatif Kanalların Artan Rolü Geleneksel finansal dağıtım ağları (şubeler, telefon bankacılığı, ATM) uzun yıllardır sektörün arka omurgasını oluşturuyordu. Ancak dijitalleşme, mobil cihazların yaygınlaşması ve sosyal medya platformlarının günlük hayatın merkezi hâline gelmesi, finansal hizmetlerin sunumunda yeni alternatif kanalların önemini artırdı. Artık bankalar, sigorta şirketleri, fintech’ler ve kredi kuruluşları fiziki temasın ötesine geçerek dijital kanalları aktif şekilde kullanıyor. Bu değişim, özellikle genç kullanıcı segmentinde geleneksel bankacılığa olan bağımlılığı azaltıyor.Alternatif kanallar sadece dağıtım açısından değil, veri toplama, müşteri etkileşimi ve pazarlama bütçelerinin verimli kullanılması açısından da önemli hale geldi. Örneğin, finansal hizmet sağlayıcılar artık kullanıcı davranış verisini sosyal medya platformlarından, uygulama içi hareketlerden ve karşılaştırma sitelerinden alabiliyor, böylece müşteriye özel teklif, puanlama ve segmentasyon modelleri oluşturabiliyor. Denizaşırı pazarlarda, alternatif dağıtım modelleri (örneğin mobil para, e-cüzdan cihazları) bankacılık erişimini artırarak finansal kapsayıcılığı da destekliyor.TikTok’un Finans Sektöründeki Yeri ve UygulamalarıTikTok, başlangıçta eğlence, komedi ve kısa video odaklı içeriklerle tanınsa da, içerik üreticilerine ve markalara yönelik reklam / sponsorluk olanaklarıyla finans sektörünün dikkatini çekti. Finans kurumları, bu platformu doğru stratejiyle kullandığında marka tanıtımı, finansal eğitim içerikleri ve kampanya duyuruları için güçlü bir kanal hâline getirebiliyor. Özellikle kısa ve görsel odaklı anlatımlar (örneğin “5 adımda kredi başvurusu”, “faiz oranı nasıl hesaplanır?” gibi) TikTok'ta yaygın şekilde paylaşılıyor.TikTok’taki başarı için etkileşim (yorum, beğeni, paylaşım) çok önemli. Algoritma, kullanıcı davranışına dayalı olarak içerikleri öne çıkarıyor. Dolayısıyla finansal kurumların içerik stratejilerinde “eğitici + eğlendirici + dikkat çekici” bileşenleri dengeleyerek üretim yapmaları gerekmekte. Örneğin banka, TikTok’ta “finansal okuryazarlık mini ipuçları” serisi yayınlayabilir, kredi kartı kampanyasını kısa bir hikâye ile anlatabilir. Bu şekilde hem marka bilinci artar hem de potansiyel müşteri çekilir.Finans Sektöründe Tiktok’un GeleceğiTikTok'un finans sektöründeki rolü, gelecekte daha da önem kazanacaktır. Genç nesil kullanıcılar, finansal konularda bilgi edinmek için bu platformu tercih etmekte ve bu durum, TikTok'un finansal içerik üretiminde daha fazla yer almasına neden olmaktadır. Gelecekte, TikTok'un finansal hizmet sağlayıcılarıyla iş birliği yaparak, daha profesyonel içerikler sunması beklenmektedir. Finansal hizmet sağlayıcıları, TikTok'u bir pazarlama aracı olarak kullanarak, genç kullanıcılarla etkileşimde bulunmayı hedeflemektedir.Ayrıca, TikTok'un algoritması, kullanıcıların ilgi alanlarına göre içerikleri ön plana çıkarmakta ve bu durum, finansal içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaktadır. Gelecekte, TikTok'un finansal içerik üretiminde daha fazla uzmanlaşması ve kullanıcıların finansal okuryazarlığını artırmaya yönelik projeler geliştirmesi beklenmektedir. Finans sektöründeki dijital dönüşüm, TikTok'un rolünü daha da önemli hale getirecektir.Karşılaştırma Sitelerinin Finansal Hizmetlerdeki Önemi Karşılaştırma siteleri (örneğin kredi, sigorta, mevduat faiz oranı karşılaştırmaları sunan platformlar), kullanıcıların çeşitli finansal teklifleri tek çatı altında görmesini sağlıyor. Bu yapı, şeffaflığı artırır, kullanıcıların karar verme sürecini hızlandırır ve kurumlar arasındaki rekabeti yoğunlaştırır. Gelir modelleri genellikle yönlendirme (referral) komisyonu, reklam gösterimi veya aylık sabit ücret üzerinden çalışıyor.Bu siteler, finansal kurumların ürünlerini hedef kitleye doğrudan gösterme imkânı yaratırken, kullanıcı açısından da zamandan ve çabadan tasarruf sağlar. Örneğin kullanıcı, bankaların kredi kampanyalarını tek tek incelemek yerine bir karşılaştırma sitesine girdiğinde farklı faiz oranlarını, vade seçeneklerini ve toplam geri ödeme tutarlarını dakika içinde görebilir. Bu sayede hem müşteri deneyimi iyileşir hem de kurumlar daha iyi segmentlenmiş müşteri dönüşüm fırsatları yakalar.TikTok mu Daha Etkili, Karşılaştırma Siteleri mi? Avantaj–Dezavantaj AnaliziHer iki kanal da farklı avantajlara sahip olsa da, hedef, kullanıcı davranışı ve yatırım bütçesine göre seçim yapmak gerekir. Aşağıdaki tabloda bazı önemli farklar özetlenmiştir:TikTok için ideal strateji, içeriklerin sürekli test edilmesi, trend takip edilmesi ve kullanıcı geri bildirimlerine dayalı adaptasyon yapılmasıdır. Karşılaştırma siteleri ise kurumun ürünlerini net şekilde analiz edilebilecek biçimde yapılandırması, teklifleri kolay anlaşılabilir şekilde sunması ve kullanıcı güvenini kazanacak referanslar / kullanıcı yorumları eklemesi gerekir.Alternatif Kanallarda Uyum Sağlamak İçin İpuçları ve StratejilerAlternatif kanallarda başarılı olmanın yolu teknik altyapıyı güçlendirmek, içerik stratejisini optimize etmek ve dönüşüm metriklerini doğru şekilde takip etmekten geçiyor. Kurumlar, TikTok’taki kısa ve görsel odaklı videolar ile karşılaştırma sitelerinde net tablolar ve kullanıcı yorumları kullanarak etkileşimi artırabilir. Daha etkili sonuç için kanal entegrasyonunu sağlayarak, kullanıcıları bir kanaldan diğerine yönlendirmek kritik önem taşıyor. Başarı için izlenmesi gereken adımlar şunlardır:Teknik altyapıyı güçlendirin (API bağlantıları, açık bankacılık uyumluluğu, güvenlik)İçerik stratejisini optimize edin (TikTok videoları, karşılaştırma siteleri tabloları ve yorumları)KPI ve performans analizlerini takip edin (izlenme, etkileşim, dönüşüm, A/B testleri)Kanal entegrasyonunu sağlayın (TikTok ve karşılaştırma siteleri arasında link yönlendirmeleri)Alternatif Kanalların Finans Dünyasındaki EvrimiAlternatif kanallar finans sektöründe geçici trendler değil, kalıcı dönüşüm unsurlarıdır. Fintech’lerin yükselişi ve dijital trendlerin devam etmesiyle birlikte TikTok benzeri sosyal medya platformlarının, karşılaştırma site ekosistemlerinin hatta ileride yapay zeka destekli sohbet botlarının (chatbot) finansal teklif sunma rolü artacaktır. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre fintech büyümesi şu an yıllık %37 seviyelerinde istikrarlı bir şekilde sürüyor. (World Economic Forum) Ayrıca finansal kurumlar, alternatif veri kaynakları (örneğin sosyal medya verisi, mobil davranış verisi) ile kredi değerlendirme ve risk modellerini iyileştirme eğiliminde olacak. (Deloitte Italia)Türkiye özelinde de düzenleyici kurumların fintech rehberleri yayınlaması, sektöre destek vermesi ve TikTok gibi platformların KVK düzenlemeleriyle uyumluluk süreçlerinin netleşmesi bekleniyor. Örneğin Türkiye Fintek Rehberi 2023’te yayımlandı. (Gokce Attorney Partnership) Kurumlar, geleceğe hazırlık kapsamında altyapı, veri analitiği ve çoklu kanal entegrasyonu yatırımlarını artırmalı. Zira finans sektöründe “alternatif kanal” kavramı yakında “zorunlu kanal” hâline gelebilir.Sıkça Sorulan Sorular FinTech’ler neden TikTok gibi sosyal medya platformlarını kullanmalı?TikTok, genç kullanıcı kitlesine doğrudan ulaşmayı sağlar ve marka bilinirliğini artırır. Kısa videolar sayesinde karmaşık finansal konular sade ve akılda kalıcı şekilde anlatılabilir. Karşılaştırma siteleri üzerinden nasıl daha fazla dönüşüm alınabilir?Tekliflerin net anlaşılır olması, faiz / maliyet unsurlarının açık biçimde gösterilmesi, kullanıcı yorumlarının eklenmesi ve kurumun güvenilirliğini vurgulayan referansların sunulması dönüşümü artırır. Ayrıca yönlendirme tıklaması sonrası hızlı ve kolay başvuru süreçleri tasarlanmalı.TikTok ile karşılaştırma siteleri birlikte nasıl kullanılabilir?TikTok’ta üretilen videolarda “detaylı karşılaştırma için link bu adreste” gibi yönlendirme yapılabilir, karşılaştırma sitesinde ise “bu ürünü TikTok’ta nasıl kullandık / video örneği” gibi içerikler eklenebilir. Böylece kullanıcı kanal geçişi ve etkileşim artırılabilir.Karşılaştırma siteleri neden önemlidir?Karşılaştırma siteleri, kullanıcıların en uygun finansal ürünleri bulmalarına yardımcı olmakta ve finansal okuryazarlığın artmasına katkıda bulunmaktadır. Bu siteler, kullanıcıların bilinçli kararlar almasına olanak tanımaktadır.Meta Açıklama: TikTok ve karşılaştırma siteleriyle finansal hizmetlerde fırsatları keşfedin. Dijital kanallarla hızlı ve etkili erişim için şimdi okuyun.

Apple Ad Attribution Kit: Mobil Reklam Ölçümünde Yeni Dönem
Eki 7, 2025 0 reads

Apple Ad Attribution Kit: Mobil Reklam Ölçümünde Yeni Dönem

Apple Ad Attribution Kit, mobil reklam kampanyalarının performansını doğru şekilde ölçmek için geliştirilmiş güçlü bir araçtır, kullanıcı gizliliğini ön planda tutarken pazarlamacılara veriye dayalı karar alma imkânı sağlar. Reklam yatırımının geri dönüşünü ölçmek, kullanıcı yolculuğunu analiz etmek ve kampanya optimizasyonlarını en verimli şekilde yapmak için kritik bir çözümdür.AdAttributionKit’e GirişAdAttributionKit, kullanıcı gizliliğini ön planda tutarak reklamverenlerin kampanya başarılarını ölçmesine imkân tanıyan bir ölçümleme sistemidir. Bu yapı üç ana aktörden oluşur: reklam ağları, yayıncı uygulamalar ve reklamı yapılan uygulamalar. Süreç, bir reklam ağının reklamı yayıncı uygulamaya iletmesiyle başlar. Reklam kullanıcıya gösterildikten sonra etkileşim gerçekleşirse, bu etkileşim uygulama indirmesi veya yeniden etkileşim (re-engagement) olarak ölçülür. Belirlenen dönüşüm penceresi sonunda ise veriler, postback aracılığıyla reklam ağına geri iletilir.AdAttributionKit ilk olarak iOS 17.4 sürümünde yayınlandı, ardından iOS 18 ile birlikte yeniden etkileşim (re-engagement) ölçümünü destekleyecek şekilde güncellendi. Yeni özellikler arasında; çakışan dönüşüm pencerelerinin ölçülmesi, özelleştirilebilir attribution kuralları, postback’lere eklenen coğrafi veriler ve iOS Ayarlar uygulaması üzerinden geliştirilmiş test edilebilirlik yer alıyor. Çakışan Dönüşüm Pencerelerini ÖlçmeiOS 18.3’e kadar uygulamalar aynı anda yalnızca tek bir yeniden etkileşim (re-engagement) dönüşümünü takip edebiliyordu. Ancak iOS 18.4 ile birlikte artık aynı anda birden fazla aktif yeniden etkileşim dönüşümü kaydedilebiliyor. Bu yenilik, özellikle farklı ürün veya kampanyalar için eş zamanlı reklamlar yürüten uygulamalar için büyük kolaylık sağlıyor. Apple bu özelliği bir örnekle açıklıyor: Bir kullanıcı, bir indirim reklamına tıklayıp uygulamaya yönlendirildiğinde bir re-engagement dönüşümü oluşur. Daha sonra aynı kullanıcı farklı bir ürün için başka bir reklam görüp uygulamaya girerse ikinci bir dönüşüm daha oluşur. Böylece kullanıcı aynı oturumda birden fazla etkileşim üzerinden ölçümlenebilir.Yeni eklenen conversion tag’ler sayesinde bu çakışan senaryolarda hangi dönüşümün güncelleneceği işaretlenebiliyor. Örneğin, kullanıcı ikinci ürünü görse de ilk reklamdaki ürünü satın almaya karar verirse, conversion tag yardımıyla ilk dönüşüm güncellenebiliyor. Geliştiricilerin bu özelliği kullanabilmesi için uygulamanın Info.plist dosyasında ilgili anahtarı etkinleştirmesi gerekiyor. Etkinleştirildiğinde, yeniden etkileşim URL’lerine conversion tag ekleniyor ve bu tag’ler API’lere iletilerek postback sürecinde doğru kampanyaya bağlanıyor. Bu sayede kampanyalar arası karışıklık önleniyor ve ölçümleme daha doğru hale geliyor.Attribution Kurallarını ÖzelleştirmeAdAttributionKit’te attribution süreci, reklamın türüne (tıklama bazlı ya da görüntülenme bazlı) ve zamanlamasına göre yapılır. Önceden sabit tanımlanmış pencereler vardı: tıklama bazlı reklamlarda 30 gün, görüntülenme bazlı reklamlarda ise yalnızca 1 gün. Eğer dönüşüm bu süre içinde gerçekleşirse reklam kredi alıyor, ancak pencere dışında olursa ölçüm yapılmıyordu. Yeni güncellemeyle birlikte bu pencereler artık esnek ve özelleştirilebilir hale geldi. Reklamverenler her ağ için ayrı kurallar tanımlayabiliyor. Örneğin bir ağda 2 gün tıklama, 1 gün görüntülenme penceresi ayarlanabilirken; başka bir ağda 20 gün tıklama ve 5 gün görüntülenme penceresi kullanılabiliyor. Hatta belirli reklam türleri tamamen göz ardı edilebiliyor. Ancak bu özelleştirme yalnızca kurulum (install) reklamlarında geçerli, yeniden etkileşim (re-engagement) reklamlarında ise geçerli değil çünkü etkileşim ile dönüşüm neredeyse aynı anda gerçekleşiyor.Bu esnek yapı kampanyaların daha doğru ölçümlenmesini sağlarken, aynı uygulama ve cihazda birden fazla çakışan dönüşüm penceresi olduğunda yanlış atıflar oluşma ihtimali doğabiliyor. İşte bu noktada devreye configurable cooldown özelliği giriyor. Bu özellik, bir dönüşüm gerçekleştikten sonra belirli bir süre boyunca başka dönüşümlerin atfedilmesini engelleyerek yanlış ölçümleri önlüyor. Örneğin bir kurulum sonrası birkaç gün boyunca başka bir reklamın etkileşim almasını istemezseniz cooldown süresi tanımlayabiliyorsunuz. Böylece her dönüşüm değeri doğru kampanyaya bağlanıyor ve reklam harcamalarınızın performansı daha net şekilde analiz edilebiliyor.Postback’lerde Coğrafi Veri AlmaAdAttributionKit artık ülke kodu bilgilerini de postback’lere ekliyor. Bu yenilik, reklamverenler ve reklam ağları için farklı ülkelerdeki reklam performansını analiz etmeyi kolaylaştırıyor. Ülke kodu, ilk yüklemeler ve yeniden etkileşimler için App Store storefront verilerinden alınır.Alternatif uygulama mağazalarından indirilen uygulamalarda ise ülke kodu, install verification token payload içinde yer alır, Apple tarafından doğrulandıktan sonra postback’e eklenir. Bu veri, Apple’ın crowd anonymity algoritması ile korunur ve yalnızca aynı ülkede yeterli hacimde dönüşüm olduğunda paylaşılır. Böylece reklamverenler ekstra içgörülere ulaşırken kullanıcı gizliliği de korunmuş olur.AdAttributionKit’i Test EtmeiOS 18.4 ile birlikte AdAttributionKit, geliştiricilere test süreçlerinde önemli kolaylıklar sağlayan yeni bir özellik sundu. Artık uygulamalar için iOS Ayarlar uygulaması üzerinden doğrudan development postback’leri oluşturmak mümkün. Bu yenilik, dönüşüm değerlerinin güncellenmesi veya farklı senaryoların simüle edilmesi gibi testlerin çok daha hızlı yapılabilmesini sağlıyor. Uygulama ister Xcode üzerinden çalıştırılsın ister başka bir dağıtım yöntemiyle test edilsin, postback’lerin kontrolü doğrudan geliştiricinin elinde oluyor.Yeni fonksiyonlarla birlikte postback içerikleri üzerinde de esneklik sağlanıyor. Geliştiriciler, postback’lerde yer alacak verileri kendileri belirleyebiliyor ve farklı veri ayrıntı seviyeleriyle testler gerçekleştirebiliyor. Bu sayede uygulamanın canlıya alınmadan önce tüm senaryolar için doğru çalıştığından emin olunabiliyor. Örneğin, farklı ülke kodları, farklı dönüşüm değerleri veya yeni API senaryoları test edilerek olası hatalar erkenden yakalanabiliyor. Bu geliştirme, AdAttributionKit entegrasyon sürecini hem hızlandırıyor hem de çok daha güvenilir hale getiriyor.Apple Ad Attribution Kit, mobil reklam ölçümlemede doğruluk ve güvenilirlik sağlarken, markaların veriye dayalı stratejiler geliştirmesine de imkân tanır. Ancak, başarıyı yakalamak için yalnızca reklam bütçesini artırmaya değil, kullanıcı davranışlarını doğru okumaya ve doğru zamanda doğru adımları atmaya odaklanmak gerekir. Eğer siz de Apple Ad Attribution Kit ile daha etkili kampanyalar yürütmek ve veriye dayalı bir yaklaşım benimsemek istiyorsanız, bizimle iletişime geçebilirsiniz! Sıkça Sorulan Sorular (SSS)Apple Ad Attribution Kit ile SKAdNetwork arasındaki fark nedir?Apple Ad Attribution Kit, daha çok Apple Search Ads kampanyalarında kullanılan ve gerçek zamanlıya yakın veriler sağlayan bir ölçüm aracıdır. SKAdNetwork ise daha geniş reklam ağlarını kapsar, ancak toplulaştırılmış veriler sunar. Bu nedenle Apple Ad Attribution Kit daha detaylı optimizasyon imkânı verirken, SKAdNetwork daha fazla ağ desteği sağlar.Apple Ad Attribution Kit kullanmak GDPR uyumluluğu için yeterli mi?Evet, Apple Ad Attribution Kit kişisel verileri anonimleştirdiği için GDPR ve CCPA gibi veri gizliliği yasalarına uyumludur. Ancak reklamverenin de kendi uygulamasında kullanıcı izinlerini şeffaf şekilde alması gereklidir. Örneğin, gizlilik politikası ekranında veri kullanımına dair açık bilgilendirme yapılmalıdır.Apple Ad Attribution Kit’i kullanmak zorunlu mu?Zorunlu değildir, ancak Apple Search Ads kampanyaları yürütüyorsanız yüksek doğrulukta ölçümleme elde etmek için önerilir. Ayrıca pazarlama bütçenizin ROI’sini artırmak ve kullanıcı yolculuğunu doğru analiz etmek isteyen markalar için büyük bir avantaj sağlar.

Dofollow ve Nofollow Link Nedir? Aralarındaki Fark ve SEO’ya Etkileri
Eki 1, 2025 0 reads

Dofollow ve Nofollow Link Nedir? Aralarındaki Fark ve SEO’ya Etkileri

Dofollow ve nofollow link, SEO çalışmalarında en kritik unsurlar arasında yer alır, arama motorlarının web sitelerini nasıl değerlendirdiğini doğrudan etkiler. Backlink stratejilerinde kullanılan bu iki link türü, web sitelerinin otoritesini, görünürlüğünü ve sıralamasını belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu yazıda, dofollow ve nofollow linklerin tanımını, farklarını ve SEO’ya olan etkilerini rakamsal örneklerle birlikte inceleyeceksiniz.Dofollow Link Nedir? Dofollow link, arama motorlarının bir web sitesinden diğerine aktardığı güven sinyalidir. Başka bir ifadeyle, bir web sitesinden gelen dofollow link, Google ve diğer arama motorları tarafından bir “referans” olarak değerlendirilir. Örneğin, yüksek otoriteye sahip bir haber sitesinden alınan dofollow backlink, sitenizin güvenilirliğini artırır. Ahrefs’in 2023 raporuna göre, arama sonuçlarında ilk sayfada yer alan sitelerin %92’sinin güçlü dofollow backlink profiline sahip olduğu görülmektedir.Dofollow linkler aynı zamanda “PageRank” aktarımı sağlar. Yani bir web sitesinin sahip olduğu otorite, backlink aracılığıyla diğer siteye iletilir. Örnek olarak, DA (Domain Authority) değeri 80 olan bir siteden alınan dofollow backlink, yeni kurulan bir sitenin arama sonuçlarındaki görünürlüğünü hızla yükseltebilir. Bu nedenle SEO uzmanları dofollow linkleri, web sitelerinin organik trafiğini artırmak için en değerli araçlardan biri olarak görmektedir.Nofollow Link Nedir?Nofollow link, arama motorlarına bir bağlantının takip edilmemesi gerektiğini belirten HTML etiketidir. “rel=nofollow” özelliği kullanılarak eklenir ve bu tür bağlantılar, siteler arasında doğrudan otorite aktarımı sağlamaz. Örneğin, bir forumdaki kullanıcı yorumunda yer alan linkler genellikle nofollow olarak işaretlenir. Bu, spam linklerin SEO üzerinde olumsuz etki yaratmasını engellemek için geliştirilmiş bir yöntemdir.Nofollow linklerin otorite aktarmaması, onların SEO için önemsiz olduğu anlamına gelmez. Google’ın 2019 yılında yaptığı açıklamaya göre, nofollow linkler artık bir “ipucu” (hint) olarak değerlendirilmekte ve arama motorları bu linkleri sıralama faktörlerinde göz önünde bulundurabilmektedir. Özellikle Wikipedia, Ekşi Sözlük veya büyük haber sitelerinden alınan nofollow linkler, doğrudan otorite aktarmasa da organik trafik artışı ve marka bilinirliği açısından oldukça değerlidir.Dofollow ve Nofollow Link Arasındaki FarkDofollow ve nofollow linkler arasındaki temel fark, arama motorlarının bu linkleri nasıl değerlendirdiğidir. Dofollow linkler, bir web sitesinden diğerine güven ve otorite aktarır. Bu sayede bağlantı verilen site, PageRank kazanır ve arama motoru sıralamalarında doğrudan etkilenir. Örneğin, bir blog yazısında verilen dofollow backlink, bağlantı yapılan siteye önemli bir otorite katkısı sağlar.Nofollow linkler ise farklı bir mantıkla çalışır. Bu linkler arama motorlarına “bu bağlantıyı takip etme” sinyali gönderir ve PageRank aktarımı yapmaz. Ancak tamamen etkisiz değildir; arama motorları nofollow linkleri ipucu olarak değerlendirebilir. Kullanıcıyı yönlendirmek için işlevsel olsa da SEO açısından doğrudan bir katkı sağlamaz.Kullanım alanları açısından da farklılıklar vardır. Dofollow linkler daha çok backlink çalışmaları, referans verilen içerikler ve güvenilir kaynaklarda tercih edilirken, nofollow linkler forumlarda, blog yorumlarında, sponsorlu içeriklerde veya spam riskini azaltmak için kullanılır.Teknik açıdan bakıldığında, dofollow link standart bir HTML bağlantısı şeklindeyken, nofollow link “rel=nofollow” etiketiyle tanımlanır. Dofollow’un avantajı otorite aktarımı sağlamasıdır; nofollow’un avantajı ise spam linkleri engellemesi ve backlink profilini doğal göstermesidir.Sonuç olarak, her iki link türünün de SEO stratejilerinde farklı rolleri vardır. Başarılı bir sonuç elde etmek için dofollow ve nofollow linklerin dengeli bir şekilde kullanılması önerilir.Dofollow ve Nofollow Link Arasındaki FarkDofollow ve nofollow linkler arasındaki temel fark, arama motorlarının bu bağlantıları nasıl değerlendirdiğidir. Dofollow linkler, bir web sitesinden diğerine güven ve otorite aktarımı yapar. Bu nedenle bağlantı verilen site, arama motoru sıralamalarında doğrudan etkilenir. Örneğin, bir blog yazısında verilen dofollow backlink, ilgili siteye değer kazandırarak PageRank aktarımı sağlar.Nofollow linkler ise bu güven aktarımını engeller. Arama motorlarına “bu bağlantıyı takip etme” sinyali gönderir ve PageRank aktarımı yapmaz. Ancak tamamen etkisiz de değildir; Google nofollow linkleri bir ipucu olarak değerlendirebilir. Kullanıcıyı yönlendirme açısından faydalıdır fakat sıralamalara doğrudan katkısı yoktur.Kullanım alanları da farklılık gösterir. Dofollow linkler genellikle backlink çalışmaları, güvenilir kaynaklara verilen referanslar ve otorite aktarımı gereken yerlerde tercih edilir. Nofollow linkler ise forumlar, blog yorumları, sponsorlu içerikler gibi spam riskinin yüksek olduğu alanlarda kullanılır.Teknik olarak, dofollow linkler standart bir HTML etiketiyle tanımlanırken, nofollow linklerde “rel=nofollow” parametresi kullanılır. Bu basit farklılık, SEO stratejilerinde büyük etkiler yaratır. Dofollow linkler otorite aktarımı sağlayarak sıralamaları yükseltirken, nofollow linkler doğal bir backlink profili oluşturur ve spam riskini azaltır.Sonuç olarak, her iki link türünün de SEO’da önemli rolleri vardır. Başarılı bir SEO stratejisi için dofollow ve nofollow linklerin dengeli şekilde kullanılması önerilir.Dofollow ve Nofollow Linklerin SEO’ya Etkileri SEO açısından en değerli link türü dofollow linklerdir çünkü Google, bu linkleri bir sitenin güvenilirliği ve otoritesi için doğrudan sinyal olarak kabul eder. Ahrefs’in verilerine göre, organik trafiği en yüksek sitelerin backlink profillerinin %70’ten fazlası dofollow bağlantılardan oluşmaktadır. Örneğin, alanında otoriter bir akademik siteden alınan dofollow backlink, bir e-ticaret sitesinin ürün sayfalarının sıralamasını hızla yukarı taşıyabilir.Bununla birlikte, nofollow linklerin SEO’ya dolaylı etkisi de büyüktür. Özellikle yüksek trafik alan sitelerden alınan nofollow backlinkler, doğrudan otorite aktarmasa da referral trafik (yönlendirme trafiği) sağlar. Örneğin, Wikipedia’dan alınan nofollow linkler kullanıcılar tarafından sıkça tıklanır ve siteye güvenilir bir ziyaretçi akışı sağlar. Ayrıca Google, nofollow linkleri “ipucu” olarak değerlendirdiğinden, sitenin doğal backlink profilini güçlendirir ve spam riski taşıyan tek tip backlink yapısından korunmasını sağlar.Backlink Stratejisinde Dofollow ve Nofollow Linklerin KullanımıSEO’da başarı için yalnızca dofollow backlink almak yeterli değildir. Google, sitelerin doğal backlink profiline sahip olmasını bekler. Yani backlinklerin bir kısmı dofollow, bir kısmı ise nofollow olmalıdır. Örneğin, bir sitenin backlinklerinin %100’ü dofollow ise Google bunu yapay bir SEO çalışması olarak algılayabilir.Doğal backlink profilinde nofollow linkler tampon görevi görür. Forumlar, sosyal medya platformları ve blog yorumlarından gelen nofollow bağlantılar, sitenize trafik getirir ve backlink çeşitliliğini artırır. Bu nedenle SEO uzmanları, backlink stratejilerinde dofollow linkleri otorite kazanımı için, nofollow linkleri ise doğal profil ve trafik artışı için kullanır.Sıkça Sorulan Sorular Dofollow link mi daha değerli, nofollow link mi? Dofollow linkler otorite aktarımı sağladığı için SEO açısından daha değerlidir. Ancak nofollow linkler de trafik, marka bilinirliği ve doğal backlink profili için önemlidir. Bu nedenle her ikisi de stratejide yer almalıdır.Tüm backlinklerimi dofollow yaparsam ne olur? Backlinklerin tamamı dofollow olursa Google, bu durumu yapay bir SEO çalışması olarak algılayabilir. Bu da sitenizin algoritmik filtreye girmesine neden olabilir. Bu yüzden dengeli bir dağılım şarttır.Nofollow linkler Google sıralamasına hiç etki etmez mi? Google 2019’dan itibaren nofollow linkleri bir “ipucu” olarak değerlendirmeye başlamıştır. Yani doğrudan PageRank aktarımı yapmazlar ancak dolaylı yoldan sıralama ve trafik artışına katkı sağlarlar.

Search Console’da Core Web Vitals Raporunu Okuma ve İyileştirme Rehberi
Eki 1, 2025 0 reads

Search Console’da Core Web Vitals Raporunu Okuma ve İyileştirme Rehberi

Search Console Core Web Vitals raporu, web sitelerinin kullanıcı deneyimini ölçmek için en önemli araçlardan biridir, sayfa hızını, etkileşimi ve görsel istikrarı değerlendirerek SEO performansını doğrudan etkiler. Google’ın sıralama faktörleri arasında yer alan bu metrikler, sitelerin hem mobil hem de masaüstü kullanıcılar için daha hızlı ve sorunsuz çalışmasını sağlar. Core Web Vitals raporunu doğru okumak ve gerekli iyileştirmeleri yapmak, arama sonuçlarında üst sıralara çıkmak isteyen tüm web siteleri için kritik öneme sahiptir.Core Web Vitals Nedir? Core Web Vitals, Google tarafından kullanıcı deneyimini ölçmek için geliştirilmiş üç temel metrikten oluşur. Bu metrikler sayfa hızını, görsel istikrarı ve etkileşim süresini ölçer. Kullanıcıların bir sayfada ilk yükleme anından etkileşim kurana kadar geçen süre, sayfanın SEO başarısını belirleyen en kritik unsurlar arasındadır. 2021’den itibaren Google, Core Web Vitals’ı resmi sıralama faktörü olarak duyurmuştur.Bu üç temel metrik şunlardır:LCP (Largest Contentful Paint): Sayfadaki en büyük içeriğin yüklenme süresini ölçer.FID (First Input Delay): Kullanıcının ilk etkileşimi ile tarayıcının yanıt süresi arasındaki gecikmeyi ölçer.CLS (Cumulative Layout Shift): Sayfadaki öğelerin görsel istikrarını ölçer.Örneğin, bir e-ticaret sitesinde ürün görselinin geç yüklenmesi veya sayfa kayması kullanıcı deneyimini olumsuz etkiler. Bu durum hem dönüşüm oranını hem de SEO sıralamalarını düşürebilir.Core Web Vitals Metrikleri ve Ölçüm Kriterleri Google, Core Web Vitals raporunda her bir metrik için sınır değerler belirlemiştir. Bu metrikler LCP (Largest Contentful Paint), FID (First Input Delay) ve CLS (Cumulative Layout Shift) olarak öne çıkar. Bu değerler, kullanıcı deneyiminin kalitesini ölçer. LCP (Largest Contentful Paint): 2,5 saniye ve altında “iyi” kabul edilir. 2,5 – 4 saniye arası “iyileştirme gerekli”, 4 saniye üzeri ise “kötü” kullanıcı deneyimi anlamına gelir. FID (First Input Delay): 100 milisaniye ve altında “iyi” sayılır. 100 – 300 ms arası “iyileştirme gerekli”, 300 ms üzeri ise “kötü” kategorisine girer. CLS (Cumulative Layout Shift): 0,1 ve altı “iyi” kabul edilirken, 0,1 – 0,25 arası “iyileştirme gerekli” ve 0,25 üzeri “kötü” olarak değerlendirilir.Örnek DeğerlendirmelerBir haber sitesinde LCP süresi 3,2 saniye ölçülüyorsa bu, “iyileştirme gerekli” kategorisine girer. Kullanıcı sayfanın ana içeriğine geç ulaşır ve bu durum terk etme oranını artırabilir. Benzer şekilde, CLS değeri 0,30 olan bir sayfa görsel kaymalar nedeniyle olumsuz bir deneyim sunar. SEO çalışmalarında bu metriklerin iyileştirilmesine odaklanmak, hem arama motoru sıralamalarını yükseltmek hem de kullanıcı memnuniyetini artırmak açısından kritik öneme sahiptir.Search Console’da Core Web Vitals Raporunu Nasıl Okursunuz? Google Search Console, web sitelerinin Core Web Vitals performansını mobil ve masaüstü olarak ayrı ayrı gösterir. Raporu açtığınızda yeşil, sarı ve kırmızı renkli grafiklerle sayfa deneyimi durumlarını görebilirsiniz. Yeşil alan “İyi”, sarı alan “İyileştirme Gerekli”, kırmızı alan ise “Kötü” performansı ifade eder.Rapor, yalnızca tek bir sayfanın değil, benzer URL gruplarının durumunu gösterir. Örneğin, tüm blog yazılarınızda aynı hız sorunu varsa bu, “URL grubu” olarak rapora yansır. Bu sayede tek tek sayfa analizi yapmak yerine genel sorunları görebilirsiniz. Kullanıcıların %53’ü bir web sayfası 3 saniyeden uzun sürede yüklenirse siteyi terk ediyor. Dolayısıyla bu raporu doğru okumak, dönüşüm oranlarını doğrudan etkileyen kritik bir adımdır.Mobil ve Masaüstü Performans Karşılaştırması Search Console raporları, mobil ve masaüstü cihazlardaki kullanıcı deneyimini ayrı ayrı ölçer. Çünkü mobil cihazlarda internet bağlantısı genellikle daha yavaş, ekran boyutları daha küçük ve işlemci kapasitesi daha sınırlıdır. Bu yüzden Core Web Vitals skorları çoğu zaman mobil cihazlarda daha düşük çıkar.Örneğin, masaüstü versiyonunda LCP 2,3 saniye iken mobilde bu değer 3,8 saniye olabilir. Bunun sebebi mobil cihazların görselleri ve kodları daha yavaş işleyebilmesidir. SEO açısından kritik olan nokta, mobil performansın öncelikli sıralama faktörü olduğudur. Google 2018’den itibaren “Mobile-First Indexing” ile sıralamaları mobil versiyon üzerinden değerlendirmeye başlamıştır. Bu nedenle siteler, mobil optimizasyon yapmadan yüksek sıralama elde edemez.Core Web Vitals Sorunları Nasıl Tespit Edilir? Search Console raporunda her bir metrik için sorunlu sayfalar listelenir. “Detaylar” bölümüne tıklayarak hangi sayfanın hangi metrikte sorun yaşadığını görebilirsiniz. Ayrıca Google, sorunun nedenini açıklayan teknik notlar da sunar. Örneğin “LCP değeri 4 saniyeden fazla” veya “CLS değeri 0,25 üzerinde” gibi.Sık karşılaşılan sorun örnekleri:LCP Sorunu: Büyük görsellerin sıkıştırılmaması veya sunucu yanıt süresinin uzun olması.FID Sorunu: JavaScript dosyalarının ağır olması.CLS Sorunu: Görsellerin boyut belirtilmeden yüklenmesi.Bu sorunları tespit ettikten sonra PageSpeed Insights veya Lighthouse aracıyla detaylı analiz yapabilirsiniz. Böylece sorunların kaynağını daha net görüp doğru optimizasyon yöntemlerini seçebilirsiniz.Core Web Vitals İyileştirme YöntemleriCore Web Vitals skorlarını iyileştirmek için hem teknik hem de içerik tarafında düzenlemeler yapılması gerekir. Google’ın raporladığı sorunları çözmek, doğrudan sıralama artışı sağlayabilir.Temel iyileştirme yöntemleri:Görselleri optimize edin (WebP formatı, lazy loading).Sunucu yanıt süresini kısaltın (CDN kullanımı, cache yönetimi).CSS ve JavaScript dosyalarını küçültün.Mobil uyumluluğu artırın.Font dosyalarını optimize edin ve “font-display: swap” kullanın.Örneğin, bir e-ticaret sitesinde ürün görsellerini WebP formatına dönüştürmek, LCP değerini ortalama 1,5 saniye iyileştirebilir. Benzer şekilde, gereksiz JavaScript kodlarını kaldırmak, FID süresini 300 ms’den 80 ms’ye düşürebilir.Sıkça Sorulan Sorular Core Web Vitals değerlerini iyileştirmek SEO sıralamamı artırır mı? Evet. Google, 2021’den itibaren Core Web Vitals’ı resmi sıralama faktörü olarak kabul etti. Dolayısıyla bu metriklerde iyileşme, sitenizin üst sıralara çıkma ihtimalini artırır.Mobil ve masaüstü Core Web Vitals skorları neden farklıdır? Mobil cihazlarda internet hızı daha düşük, işlemci kapasitesi sınırlıdır. Bu yüzden mobil skorlar genellikle masaüstünden daha düşük çıkar. SEO açısından Google mobil performansa öncelik verir.Core Web Vitals raporundaki sorunları çözmek ne kadar sürer? Bu, sorunun türüne bağlıdır. Görsel optimizasyon birkaç saat içinde yapılabilirken, JavaScript düzenlemeleri günler sürebilir. Çözümler uygulandıktan sonra Google’ın raporda güncelleme yapması ortalama 28 gün sürebilir.

Heading Etiketleri (H1–H6) Nedir ve SEO’da Nasıl Kullanılır?
Eki 1, 2025 0 reads

Heading Etiketleri (H1–H6) Nedir ve SEO’da Nasıl Kullanılır?

Heading etiketleri, HTML yapısında içerikleri hiyerarşik şekilde düzenlemek için kullanılan başlık etiketleridir, arama motorlarının sayfa yapısını anlamasına ve kullanıcıların içerikte kolay gezinmesine yardımcı olur. SEO açısından doğru heading kullanımı, sayfanın konusunu netleştirir ve arama sonuçlarında üst sıralara çıkma ihtimalini artırır. H1’den H6’ya kadar farklı seviyelerde kullanılan bu etiketler, hem içerik düzeni hem de kullanıcı deneyimi için kritik öneme sahiptir.Heading Etiketleri (H1–H6) Nedir?Heading etiketleri, web sayfalarında içeriklerin düzenini belirlemek için kullanılan HTML başlık etiketleridir. Bu etiketler hiyerarşik bir yapı sunar ve içeriklerin önem derecesine göre sınıflandırılmasını sağlar. Örneğin, bir sayfanın en önemli başlığı H1 etiketi, alt başlıkları H2–H6 etiketleri ile temsil edilir. Böylece hem kullanıcılar hem de arama motorları içerikte hangi bölümlerin öncelikli olduğunu kolayca anlayabilir.SEO açısından heading etiketleri, sayfanın konusunu vurgulamak için kritik rol oynar. Google’ın algoritmaları, H1 ve H2 etiketlerini içeriğin anahtar noktalarını belirlemek için kullanır. Ayrıca kullanıcı deneyimini de geliştirir; araştırmalara göre kullanıcıların %79’u bir web sayfasında ilk olarak başlıklara göz atarak içerik hakkında fikir edinir. Yani doğru heading kullanımı, ziyaretçilerin sayfada daha uzun süre kalmasını ve içeriği daha kolay tüketmesini sağlar.Heading Etiketlerinin SEO’daki Önemi Heading etiketleri, Google gibi arama motorlarının bir sayfanın içeriğini analiz etmesinde büyük rol oynar. H1 etiketi, sayfanın ana konusunu ifade ederken, H2 ve altındaki etiketler içerikteki alt başlıkları düzenler. Bu yapı, arama motorlarının sayfanın hiyerarşisini anlamasına yardımcı olur. Örneğin, “SEO nedir?” konulu bir sayfada H1 “SEO Nedir?” olurken, H2 başlıkları “SEO’nun Temel Unsurları” veya “SEO’nun Avantajları” gibi alt konuları belirtir.Doğru heading kullanımı, yalnızca arama motorları için değil, kullanıcı deneyimi için de önemlidir. Kullanıcıların %43’ü başlıkları açık ve anlaşılır olan sayfalarda daha uzun süre vakit geçirmektedir. Ayrıca heading etiketlerinde anahtar kelimelerin kullanılması, sayfanın hedeflenen kelimeler için sıralama şansını artırır. Örneğin, H2 başlığında “Heading Etiketleri SEO’ya Nasıl Katkı Sağlar?” ifadesinin geçmesi, bu sorguda üst sıralara çıkmanızı kolaylaştırır.H1–H6 Etiketleri Nasıl Kullanılmalıdır? Heading etiketleri belirli kurallara göre kullanılmalıdır. Öncelikle bir sayfada yalnızca 1 adet H1 etiketi bulunmalıdır çünkü bu etiket sayfanın ana konusunu temsil eder. H2 etiketleri, H1’in altında yer alan ana alt başlıkları belirtirken; H3–H6 etiketleri ise bu başlıkların altındaki daha detaylı konuları temsil eder. Bu hiyerarşik yapı, içeriğin mantıklı bir şekilde akmasını sağlar.Örneğin, “SEO Nedir?” konulu bir yazıda:H1: SEO Nedir?H2: SEO’nun Temel UnsurlarıH3: On-Page SEO FaktörleriH3: Off-Page SEO FaktörleriH2: SEO’nun AvantajlarıH3: Trafik ArtışıH3: Dönüşüm OranıBu yapıda, her başlık bir üst seviyeyi destekler. Böylece hem arama motorları hem de kullanıcılar için içerik anlaşılır ve düzenli olur.Yanlış Heading Kullanımı ve SEO’ya ZararlarıHeading etiketlerinin yanlış kullanımı SEO açısından ciddi sorunlara yol açabilir. En sık yapılan hata, bir sayfada birden fazla H1 etiketi kullanmaktır. Bu durum arama motorlarının sayfanın ana konusunu anlamasını zorlaştırır. Ayrıca başlıkların hiyerarşik sıraya uygun kullanılmaması, içeriğin karışık görünmesine sebep olur. Örneğin, H2’den sonra doğrudan H4 kullanmak, sayfa yapısında kopukluk yaratır.Başka bir hata ise heading etiketlerinin yalnızca görsel amaçla kullanılmasıdır. Yani bir metni büyük göstermek için H2 etiketi kullanılabilir; ancak içerik başlığına uygun değilse bu yanlış bir uygulamadır. Google, bu tür hataları spam veya içerik zayıflığı olarak değerlendirebilir. Örneğin, “Ana Sayfa” gibi alakasız ifadelerin H1 olarak kullanılması, sayfanın arama sonuçlarında değer kaybetmesine yol açabilir.Heading Etiketlerinde Anahtar Kelime Kullanımı Heading etiketleri yalnızca içerik düzeni için değil, aynı zamanda SEO için de güçlü bir sinyaldir. H1 başlığında sayfanın hedef anahtar kelimesinin yer alması neredeyse zorunludur. Örneğin, “Dijital Pazarlama Nedir?” başlıklı bir içerikte H1’in bu anahtar kelimeyi içermesi, Google’a sayfanın ana konusu hakkında net bilgi verir.H2 ve H3 etiketlerinde de ilgili anahtar kelimeler veya varyasyonları kullanılmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, anahtar kelime doldurma (keyword stuffing) yapmamaktır. Google, tekrarlanan ve doğal olmayan başlıkları spam olarak algılayabilir. Örneğin, “SEO Nedir? SEO Teknikleri, SEO Avantajları” gibi yapay tekrarlar yerine “SEO Nedir ve Nasıl Çalışır?” veya “SEO’nun İşletmeler İçin Avantajları” gibi daha doğal başlıklar tercih edilmelidir.SEO İçin En İyi Heading Kullanım Uygulamaları Heading etiketlerini SEO açısından en verimli şekilde kullanmak için bazı temel kurallar vardır. Bu kurallar, hem arama motorlarının içeriği daha iyi anlamasına hem de kullanıcıların daha kolay okumasına yardımcı olur.En iyi uygulamalar:Her sayfada yalnızca 1 adet H1 kullanın.H2 etiketleriyle içeriği ana bölümlere ayırın.H3 ve altındaki etiketlerle detaylara inin.Headinglerde hedef anahtar kelimeleri doğal biçimde geçirin.Başlıkların mantıklı bir hiyerarşide ilerlemesine dikkat edin.Başlıkları kullanıcı odaklı yazın; açıklayıcı ve ilgi çekici olsun.Örneğin, bir e-ticaret sitesinde “Akıllı Telefonlar” kategorisi için H1 başlığı “Akıllı Telefon Modelleri ve Fiyatları” olabilir. H2 başlıkları “Android Telefonlar” ve “iOS Telefonlar” şeklinde ayrılabilir. H3 başlıkları ise “Samsung Galaxy Serisi” veya “iPhone 14 Özellikleri” gibi daha spesifik konuları kapsayabilir. Bu yapı, hem SEO’ya hem de kullanıcı deneyimine maksimum katkı sağlar.Sıkça Sorulan Sorular Bir sayfada kaç tane H1 etiketi kullanılmalı? Bir sayfada yalnızca 1 adet H1 etiketi kullanılmalıdır. Bu, sayfanın ana konusunu temsil eder. Birden fazla H1 kullanmak, arama motorlarının içeriği yanlış yorumlamasına neden olabilir.Heading etiketlerine anahtar kelime koymak zorunlu mu? Zorunlu değildir ancak SEO açısından tavsiye edilir. H1’de mutlaka anahtar kelime yer almalıdır. H2 ve H3 başlıklarında ise varyasyonları doğal bir şekilde kullanmak, sıralamalara olumlu etki yapar.Heading etiketleri sadece SEO için mi önemlidir? Hayır. Heading etiketleri kullanıcı deneyimi için de kritik öneme sahiptir. Okuyucular başlıklar sayesinde içeriği hızlıca tarayabilir ve aradığı bilgiye kolayca ulaşabilir.